YAZARA MAİL GÖNDER 2020 ve göz ardı ettiğimiz gerçekler

YAZARLAR

Rahmetli futbol yorumcusu Vedat Okyar, her maçı "arzulu- istekli" olmaya bağlardı... BJK yendiğinde futbolcular o maçı kazanmayı çok istemişlerdi. BJK yenildiğinde ise tersi olmuş, siyah beyazlı oyuncular sahaya arzusuz-isteksiz çıkmıştı.
Vedat Okyar'ın bu iradeci yaklaşımı, bizim kültürümüze gayet uygundu. "Para, çalışma, yetenek; geç bunları kardeşim" der Türk kültürü, "İstemek yapmanın yarısıdır..."
İşte biz de böyleydik cumartesi akşamı.
2020'deki Olimpiyat Oyunları'nın İstanbul'a verilmesini çok istedik. Ve çok ama çok istediğimize göre bu iş olacak sandık.
Ama olmadı. Olimpiyat Komitesi, 36 oya karşı 60 oyla Japonya'nın başkenti Tokyo'yu tercih etti.
Bunun üzerine duygusal olarak yıkıldık ve suçlayacak birilerini aramaya başladık. Tabii hemen bulduk.
Ancak bu suçlamalarda bazı mantık kaymaları oldu. Bizim iyi olduğunu sandığımız bazı şeyler, acaba tam da eksikliklerimizin göstergesi olmasın?

Tersinden bakarsak

Mesela 2020 için İstanbul 19.2 milyar dolar harcayacakken, Tokyo'nun 4.9 milyar dolar harcayacak olması...
Bir arkadaşım, "Biz Japonlardan dört kaz fazla harcamaya söz veriyoruz, yine de onlar tercih ediliyor" dedi.
Tamam ama aynı zamanda bizim eksiklerimizin Tokyo'ya kıyasla dört kez fazla olduğunu gösteriyor o sayılar.
Demek ki İstanbul'daki olimpik standarttaki tesisler Tokyo'ya göre zayıf... Ulaşım ve konaklama da öyle... Olimpiyat düzenleyecek seviyeye gelmemiz için bizim 19.2 milyar harcamamız gerekiyor. Japonlar ise sadece 4.9 harcayarak o seviyeyi yakalayacaklar.
Bir de İslamofobi meselesi var... Efendim, nüfusunun çoğunluğu Müslüman bir ülke olduğundan, 2020 Türkiye'ye verilmemiş.
Eğer bu sav doğru olsaydı... Son ikiyi belirleyecek ara oylamada, İstanbul "Hıristiyan"
Madrid'i geçemezdi.
Aslında bu İslamofobi iddiasına karşı en güzel cevap dün geldi:
Almanlar, Euro 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı düzenleme tekliflerini Türkiye lehine geri çektiler.

Futboldan ötesi çöl

Bir de Gezi olayları... Bence de kaybetmemizde etkisi vardır ama sanıldığından daha az. Diyelim ki yüzde on olsun... Peki ya yüzde doksan?
Gezi olayları oldu, bitti. Halbuki Suriye sorunu devam ediyor. 500 bin sığınmacı Türkiye'de, barış sağlansa bile çoğunun döneceği bir evi bulunmuyor. Suriye ateşinin savaş ve terör olarak yayılmayacağının hiçbir garantisi yok.
Şike ve dopingde vahim durumdayız. İşte futbolumuz, işte dopingli çıkan haltercilerimiz...
Belki de en önemlisi: Türkler spora meraklı mı? Hayır! Biz sadece futbola meraklıyız; o kadar. Açın spor sayfalarını: Neredeyse tamamı futboldan ibaret. Hani yüzme? Hani hentbol?
Hani masa tenisi? Hani bisiklet?
Başbakan Erdoğan oylamadan sonra ne dedi? "Daha çok madalya kazanmamız gerek..." Daha çok madalya için daha çok havuza, daha çok sahaya, daha çok salona ve elbette spora bilimle yaklaşacak daha çok hoca ve yöneticiye ihtiyacımız var.
Unutmadan: Ahlaklı olmaları da şart tabii...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.