YAZARA MAİL GÖNDER Boşanmaya gerek yok

YAZARLAR

Geçen haftanın bazı olayları... Uzun yıllar önce okuduğum bir antropoloji makalesini getirdi aklıma.
Batı Avrupa'daki Roman kültürünü inceleyen makale, "temiz ve kirli" anlayışı üzerineydi. (Türkiye'de yaşayan Romanlarda da aynı anlayış var mı, bilmiyorum.)
İncelemeye göre Romanlar, vücudu üst ve alt olarak iki kısma ayırıyordu. Üst taraf temiz, alt taraf ise kirliydi.
Mesela tükürük temizdi, hatta tedavi edici olduğuna inanılıyordu. Aybaşı kanı ise çok kirliydi.
Bu anlayışın sonucu olarak, vücudun üst kısmı ile alt kısmının temas etmesi, kesin kurallarla yasaklanmıştı.
O kadar ki gömlek, bluz, yelek gibi üste giyilen giysiler ile pantolon, etek, şalvar gibi alta giyilen giysiler ayrı ayrı yıkanıyordu.
Hatta bunların yıkandığı kaplar, leğenler filan bile farklıydı.

EVLİLİK NASIL KURTULUR?
Şimdi gelelim benim bu makaleye mim koymama neden olan bölümüne...
Romanlara göre bir kadının, bir erkeğe yapacağı en büyük hakaret... Şalvarını adamın kafasına atmasıydı.
Yani kadının kirli kabul edilen alt kısmına temas eden bir giysi ile erkeğin temiz tarafının teması...
Eyvah, eyvah; büyük kabahat!
Böyle bir durumda, o kadınla o erkeğin, evliyseler boşanmaları gerekiyordu. (Evli olmama durumunda ne oluyordu; hatırlamıyorum.)
"Bekara karı boşamak kolaydır"... Eğer her kavga boşanmayla sonuçlanırsa, ortada aile kalmaz. Ayrıca evlilikler, sülaleleri teyelleyen sosyal sözleşmelerdir.
O halde çiftin arasını yapmak, boşanmayı engellemek gerekiyordu.
Peki ama töreye göre fevkalade aşağılanmış olan erkeğin şerefi nasıl kurtarılacaktı? Romanlar buna şöyle bir çözüm geliştirmişti:

HEP BİRLİKTE RET
Erkek, kadın, çocuk, yaşlı... "Kabilenin" tüm üyeleri bir akşam ateşin çevresinde toplanıyor...
Dua ve yemek faslından sonra...
Hep bir ağızdan, böyle bir olayın olmadığını... Yani kadının şalvarını, kocasının kafasına kesinlikle atmadığını söylüyordu...
Kadın yanlış bir şey yapmadığına göre, erkek de aşağılanmış olmuyordu. Dolayısıyla, çiftin ayrılması gerekmiyordu.
Sonra da dans edip eğlenerek barışı kutluyorlardı. Grubun çözülmesi engellenmişti. Çünkü istisnasız herkes aynı fikirdeydi.
Dışarıdan bakan bizler için ne acayip bir durum değil mi? Kadın, adamın kafasına şalvarını attı mı, atmadı mı? Evet, attı.
Ama grup bu gerçeği kabul etmiyordu işte. Böyle bir olay asla olmamış, bizdeki tabiriyle fitne engellenmişti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.