YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye'yi batırmamıza asla izin vermezler

YAZARLAR

Dün kısa bir yazıyla 30 Mart seçimlerinde Cemaat'in niye hüsrana uğradığını 'uluslararası siyaset' bağlamında anlatmaya çalışmıştım. Olayı Başkan Obama yönetimine bağlayan ama ayrıntılara girmeyen bir yazıydı. Bugün konuyu açalım...
Önce şunu bilelim: Türkiye çok önemli bir ülke. Çünkü kuzeyinde Rusya, doğusunda İran, batısında Avrupa, güneyinde ise petrol-doğalgaz çıkaran ülkeler ve ABD'nin fevkalade önemsediği İsrail var. Baştan söyleyeyim: Türkler günün birinde kafayı yiyerek, "Biz ülkemizi batıracağız" deseler bile Batı buna asla izin vermez.
Türkiye'nin bu coğrafyada "sağlam" durması gerekiyor. (Hem askeri, hem ekonomik, hem de demokrasi açısından sağlam.)
Bu nedenle... Bazı siyasetçilerin, "Türkiye büyüdüğü için Batı bizi çekemiyor, o yüzden saldırıyorlar" filan demesinin hiçbir dayanağı bulunmuyor.
Türkiye'nin zenginleşerek havaalanı, kanal, yol, köprü, metro filan yapması Batı'nın işine gelir.
TSK'nın güçlü olması Batı'nın işine gelir... Mesela bölgeden Avrupa'ya uzanan enerji hatlarının güvenliği veya Boğazların denetimi çok önemlidir.
Demokrasinin işlemesi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün tanınması Batı'nın işine gelir.
Çünkü... Zenginleşme, tüketime yol açtığı... Ordunun gücü bölgenin korunmasına yaradığı... Demokratik değerler ise diğer Müslüman ülkelere örnek oluşturduğu için Batı tarafından desteklenir.
Tabii bir şartla: Başta ABD olmak üzere, Batı'nın temel çıkarlarına aykırı davranmamak şartıyla...

Pragmatik realizm
Ankara
'nın son yıllardaki bazı tercihleri, Batı'nın temel çıkarlarıyla çelişmişti.
Ayrıntıya girmeden birkaç örnek vereyim: Suriye politikası... Mısır politikası... Çin füzesi... İran politikası... İsrail politikası...
Bu politikalar özellikle ABD yönetiminin canını sıkar olmuş, bilhassa Mayıs 2013'ten itibaren eleştiriler yükselmeye başlamıştı.
İşte tam bu noktada... Cemaat'in politikalarını belirleyen ekibin, "Başbakan Erdoğan'ın suyu ısındı" diye düşündüğünü sanıyorum.
Hükümet-Cemaat çatışması başladığında... ABD, Cemaati destekleyecek, böylece Erdoğan, AK Parti'nin başından gidecekti... Bu hedefin ilk ayağını 30 Mart seçimleri oluşturuyordu.
Ancak bir yandan AK Parti'nin böylesine yüksek oy alması... Diğer taraftan ABD'nin aktif bir destek vermemesi... Cemaat'i hüsrana uğrattı.
ABD eskiden pata küte dan-dun bir politika izlerdi. Başkan Obama döneminde ise akademisyenlerin realist pragmatizm (gerçekçi-yararcı) dediği bir çizgide ilerliyor.
Askeri güç kullanımını en son koz olarak elinde tutarken... Diplomasiye ve ekonomik yaptırımlara ağırlık veriyor. Mesela İran ile yapılan anlaşma, bu politikanın başarısı olarak görülüyor.
Mademki Başbakan Erdoğan seçmenden bu kadar çok oy aldı... ABD rahatlıkla onunla çalışabilir. (Dediğim gibi: Yeter ki politikaları ABD'nin temel çıkarlarına aykırı olmasın...) Bu da Cemaat'in hoşlanacağı bir durum değil.
Ancak kimse ABD yönetiminin Fethullah Gülen'i ülkeden göndereceğini sanmasın. O kozu bırakmaz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.