YAZARA MAİL GÖNDER İmralı ile Kandil farkı

YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Kandil'in tavrı sürece aykırı" demesi olayın özetini yansıtıyor. Abdullah Öcalan ile Kandil dağında konuşlu PKK komutanlarının arasında tam bir uyuşma bulunmuyor.
Bu uyuşmazlığın nesnel ve öznel nedenleri bulunuyor.
Apo 1949 doğumlu; nisan ayında 67 yaşına girecek. Üstelik 16 yıldır cezaevinde.
Çözüm Süreci ilerlediği sürece, Apo'nun kısıtlı özgürlük alanı da giderek genişliyor. Bir süre sonra İmralı'da gayriresmi bir "ofisi" dahi olabilecek. Bu gelişmeleri tam özgürlüğe uzanabilecek yolda merhaleler olarak görüyor olsa gerek.
Apo ayrıca 1970'lerde bir avuç öncü militanla başlattığı hareketin, olumlu bir biçimde sonuçlandığını görmek istiyor:
Kürt kimliğinin resmileşmesi...
PKK'nın siyasi partiye dönüşmesi... Diyarbakır ve havalisinde "özerkleşme"...
Olaya bu açıdan baktığımızda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile güçlü AK Parti Hükümetinin, hayallerini gerçekleştirme yolunda Apo'nun en önemli dayanaklarından olduğunu görüyoruz. Onlar olmazsa, Apo'nun hiçbir umudu kalmaz.

Herkesin bir hayali var

Kandil'in durumu ise farklı...
Apo'nun yaptığı çağrıların ancak bir bölümü PKK komutanlarının aklına yatıyor.
Apo başlattığı hareketin meyvelerini nasıl tatmak istiyorsa...
PKK komutanları da, mağrur savaşçılar ve müstakbel siyasetçiler olarak Diyarbakır'a dönmek arzusunda.
Faraza, bölge valilerinin seçimle iş başına geldiği bir sistem kurulsa... Murat Karayılan o koltuğu istemez mi?
Hatırlarsınız: Bir ara, "Komutanlar, İskandinav ülkelerine gitsin" deniyordu. 20-30 yıldır kelle koltukta savaşan insanların, bunu kabul etmesi mümkün mü?
Hele ellerinde silahlar, emirleri altında binlerce militan ve Türkiye'den Avrupa'ya birçok sağlam bağlantıya sahipken...
Bir de Ortadoğu'daki şartların dayatması var:
PKK'nın kardeş örgütü YPG, daha birkaç ay önce IŞİD ile Kobani'de kapışmış ve ABD'nin de yardımıyla galip gelmişken...
Ancak IŞİD hâlâ hem kendileri, hem de başkaları açısından çok ciddi bir tehditken...
Silah bırakırlar mı?
Sanmıyorum.

Silah bırakma yarım olur

Yukarıda saydığım ve saymadığım birçok nedenden dolayı PKK şu aşamada silah bırakmaz.
Ancak ülke içindeki etkinliğini sınırlandırabilir. Mesela "Artık Türkiye'de silah kullanmayacağız" diyebilirler. Öte yandan PKK, Kandil'deki "askeri" varlığını olduğu gibi koruyacaktır.
PKK en fazla bunu yapar, sonra da Hükümet ile HDP'nin birlikte açıkladığı 10 maddenin, bilhassa Anayasa ve yasalar düzeyinde işlemesini beklemeye başlar.
Çözüm Sürecini, Apo gibi siyasi zekâsı yüksek birisiyle sürdürmek elbette en doğrusu:
Hem çok başlılığı engelliyor, hem de Ankara'nın muhatabı, yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi artık "rahata ermek" arzusunda...
Ancak Kandil'in yalnızca Apo tarafından ikna edilebileceğini sanmıyorum. Sürekli olarak, "Peki ya bizim garantimiz nedir" diye soracak ve kuşku duyacaklardır. PKK'nın önde gelenlerinin, "Apo kendini kurtarırken, biz ateşe atmayacağı ne malum" diye düşündüğüne ben eminim.
O halde Kandil'in de sürece uygun davranmasını sağlamak için Ankara'nın da devreye girmesi gerekecektir. Yoğun bir diyalog kurulması gerekmez. Diyelim ki yasalarda değişiklikler yapmak ilk adım olabilir.
Başka bir örnek: 7 Haziran seçimlerinde HDP, Meclis dışında kaldığı anda, Kandil, "Bizsiz bu iş olamaz" demeye başlayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.