YAZARA MAİL GÖNDER Bombardıman ve siyaset

YAZARLAR

Edebiyatı bir yana bırakıp, olaylara gerçekçi biçimde bakalım mı? Mademki savaş, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesidir... O halde uçakla bombalama da bir siyaset biçimidir.
Olay, Başkan Obama'nın, "askerlerimizi araziye sürmeyeceğim" sözüyle başladı. Bu sebeple, IŞİD ortaya çıktığında, havadan saldırmayı tercih ettiler.
Karşıda altyapısı (barajlar, köprüler, fabrikalar) düzgün bir devlet olduğunda... O zaman uçaklarla saldırmak çok zarar verir. Ancak bu strateji her zaman çalışmıyor.
Dünya savaş tarihi, saldırı ve savunma arasındaki ölümcül diyalog olarak da yazılabilir. Havadan gelen bombalara karşı ne yapması gerektiğini artık her tecrübeli militan biliyor.
Bu yüzden ABD'nin kurduğu koalisyonun sortileri çok da etkili olamıyor. Arazide savaşarak IŞİD militanlarını durduracak ve temizleyecek kara gücüne ihtiyaç var.
Kara gücünün önemini Kobani muharebesi apaçık gösterdi. Evet, ABD bombardımanı olmasaydı PYD militanları IŞİD'e karşı fazla tutunamazdı. Ama Kürt savaşçılar olmadan da bombalar bir işe yaramazdı.
Kıssadan hisse: Türkiye eğer gerçekten (ama gerçekten!) IŞİD'in komşusu olmak istemiyorsa... Bunu sadece uçaklarla yapamaz. ABD denedi, olmuyor işte (Vietnam'da da olmamıştı)... ABD bombalarını savuşturan IŞİD militanları, Türk bombalarından da kaçar.

Asıl işaretler başka

Bu sebeple, "Asker göndermeyeceğiz" açıklamasını başka açılardan okumakta fayda var.
Çünkü IŞİD'in geriletilmesi... Tanklarla ve piyadeyle karadan girmenin ötesinde, ancak kanlı muharebeleri göze alarak mümkün olabilir. Bu durumda her şehit cenazesi, sert rüzgârların esmesine yol açacaktır.
Ama yok, Mehmetçik, IŞİD militanlarıyla kafa kafaya gelmeyecekse... Yani karadan girilmeyecekse...
O zaman ya IŞİD'in komşuluğuna razı olacağız... (Ki razı olmadığımızı sadece uçaklarla bombalayarak değil, daha önemlisi Türkiye'deki militanlarını yakalamakla da gösterdik)...
Ya da IŞİD ile -bizim yerimize- savaşması için PYD'yi destekleyeceğiz demektir.
Peki ama PKK ile PYD'nin, abi-kardeş gibi olduğunu söylemiyor muyuz? Söylüyoruz. O halde Ankara'nın keskin bir karar vermesi gerekecek.
Başta ABD olmak üzere, Batı ülkelerinin IŞİD'e karşı ihtiyaç duyduğu kara gücünün önemli bir bölümünü oluşturan PKK'ya saldırmaya devam edecek mi, etmeyecek mi?
Bence etmeyecek... Bombardımanlar giderek azalacak. Hem zaten baksanıza; Kandil bombalandığında, Batı'dan hemen "Çözüm Süreci devam etmeli" açıklaması geldi.
Niye? Çünkü IŞİD'le arazide çarpışması beklenen adamları bombalamak, Batı'nın (ve onunla anlaşan İran'ın) nasırına basmak demektir.
Hani "Türkiye oyunun akışını değiştirecek bir pozisyona geçti" deniyor ya... Bunun asıl işareti uçakların vurması değil. Birkaç gün içinde yüzlerce IŞİD militanının derdest edilmesi... (Demek ki neler çevirdikleri biliniyormuş.)
Bu operasyonları, IŞİD'in yürüttüğü petrol kaçakçılığına (ki bir ila dört milyon dolar değerinde olduğu söyleniyor) neşter vuracak önlemler takip edecektir.
Eğer etmezse? O zaman oyunun içindeki oyunu konuşacağız demektir. Pek yakında.
Hamaset edebiyatı yapmak varken, bu kuru laflar da hiç çekilmiyor değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.