YAZARA MAİL GÖNDER Mutluluğun sıcaklığı 14 derece

YAZARLAR

Eskiden trenlerde bugün evlerde olanlara benzeyen radyatörler vardı. Kömürle çalışan lokomotiften gelen sıcak suyla ısınırlardı.
Aynı kompartmanı paylaşan kişilerin, "çok sıcak oldu, radyatörü kapatalım", "soğuk oldu, açalım" diye çekiştikleri çok olurdu.
"Sıcakçılar"
ile "soğukçular" neredeyse kavga edecekken biletleri kontrol etmeye gelen kondoktör, "Radyatör bozuk" deyip giderdi.
Geçmiş zaman fıkraları hızla anlamını yitiriyor. Çünkü fıkrayı mümkün kılan mekanlar bir bir ortadan kalkmakta.
Mesela trenler... Dünyada kömürle çalışan çok az lokomotif kaldı. Toplu taşıma araçları merkezi sistemle ısıtılıp soğutuluyor.
Ama tabii sıcaklığın kişisel algılanışıyla ortaya çıkan "sıcak-soğuk" tartışmaları değişmedi.
Biz bu yazı da, geçen yıl olduğu gibi, yatak odasındaki klimanın soğutma derecesini tartışarak geçirdik.
Hava sıcaklığı 30 civarında dolaşırken 22 derece bana çok iyi geliyor. Zevcenur Hanım ise "24 yapalım" deyip duruyor.
O uyurken ben 24'ü 22 yapıyorum... Aradan bir saat geçiyor-geçmiyor, "Üşüdüm" protestosu yükseliyor.
Diyeceksiniz ki "İki derece için kavga mı edilirmiş; 23 yapın, ne şiş yansın, ne kebap." Onu da denedik ama ne beni tatmin etti, ne de Zevcenur Hanımı...

Kadın-erkek farkı

Derken BBC'nin yayınladığı bir haber olaya bakışıma önemli bir boyut kattı. Hollandalı iki bilimci banka gibi masa başında çalışılan işyerlerinin sıcaklığı ile ilgili bir araştırma yapmış.
Sonuç: Kadınlar, erkeklere kıyasla, ortamın iki buçuk derece daha sıcak olmasını tercih ediyormuş. Adını koyarsak: Kadınlar kendilerini en çok 24-25 derecede iyi hissediyormuş.
Neden? Şimdilik nedeni tam olarak bilinmiyor. Büyük ihtimalle "metabolizma" meselesi.
Tabii bu sayılar ortalama... Kişisel tercihler ise çok değişiyor. Mesela geçen gün bir hanım arkadaşla bunu konuşuyorduk. "Aa, ben klimayı 18 derecede çalıştırırım, eşim ise 24 olsun ister, kavgayı pencereyi açık tutarak engelliyoruz" demez mi. Şaştık kaldık.
Tabii bir de "insanın üstüne vuran klima" sorunu var. Kimisi bayılır. Biz ise çok rahatsız oluruz. Evde ince strafor ve iki küçük raf tutamağı ile bu sorunu çözdüm.
Peki ya oteller? Onu da bavula koyduğum büyük bir naylon torba ve iz bırakmayan yapışkan bantla hallediyorum.

Klima savaşları

Tabii sorunlar olmuyor değil. Bir Yunan otelinde, akşam taktığım "klima kasırgasını perdeleme" düzeneğini sabah sökmeyi unuttum. Temizlikçi kadın, klima bozuldu da su püskürtüyor sanmış.
Tamirciye haber vermişler. Beni deniz kenarında bulup özür dilediklerinde durumu anladım. Bu arada benim naylonu atmışlar. Çaresiz yeni düzeneği verdikleri battal boy bir çöp torbasıyla kurdum.
Peki bu sıcaklık olayı çok mu öznel? Herkese olmasa dahi hemen herkese uyan bir sıcaklık derecesi yok mu? Biz seçim anketi yapaduralım, Batılılar onu da araştırmış:
İnsanın en mutlu olduğu anlardan birisi, açık havada, 14 derece sıcaklıkta, 20 dakika kadar süren yürüyüşmüş. Bu ilginç veri ortaya çıktığında, "Mutluluğun sıcaklığı 14 derece" diye haberler yapılmıştı.
Bu satırları bir Antalya otelinin, laf dinlemeyen bir klimaya sahip odasında yazıyorum. Kaça ayarlanırsa ayarlansın (sanırım) 19 derece üflüyor. Oda soğuk hava deposunu andırınca kapatmak, bir süre sonra tekrar açmak gerekiyor.
Yine de dışarıdaki 36 derece ve yüzde 90 neme tercih ederim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.