YAZARA MAİL GÖNDER Aymazlık etmeyelim

YAZARLAR

O meşum günü hatırlıyor musunuz? 17 Mayıs 2006'yı... Danıştay'a giren saldırgan, İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'i öldürmüş, dört üyeyi de yaralamıştı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer alelacele yaptığı açıklamada, dönemin AK Parti Hükümeti'ni ve İslami kesimi suçlamıştı. Allah'tan saldırgan yakalanmıştı da neyin, ne olduğu anlaşılmıştı.
Meğer o olaydan hiç ders almamışız. Aynı hatayı 10 yıl sonra tekrarlıyoruz.
Mesela İstiklal Caddesi saldırısı gerçekleşir gerçekleşmez, birileri ortaya atılıp "PKK yaptı" dedi. Laflarına kayıt düşmeden, "Bence" filan demeden.
Halbuki olayın hemen ardından iki ilginç gelişme oldu: 1) PKK sivil halka saldırılmasını kınadı. 2) Eylemin IŞİD militanı tarafından yapıldığı ortaya çıktı.
PKK'nın açıklaması önemsenmedi. Çünkü örgütün tarihinde sivillere yönelik birçok terör eylemi vardı. Üstelik daha yeni terörist solla anlaşma yapmıştı.
Ancak şunu görmek gerekiyordu: PKK o açıklama ile Ankara katliamını üstlenen TAK grubu ile arasına mesafe koymaya çalışıyordu.
IŞİD ise "fırsatçı" bir yaklaşımı benimsemiş, hazır korkular kabarmış, nefret okları Kürtçü örgütlere yönelmişken eylemi yapmıştı.
Eğer bombacının kimliği kısa sürede ortaya çıkarılmasaydı, katliam PKK'dan bilinecekti. Çünkü çoğunluk TAK'ı ya tanımıyor ya da PKK kontrolünde bir örgüt sanıyor. Açıklama bu "sanmaların" önüne geçme çabasıydı. Belli ki TAK'ın aksine PKK, 13 Mart Ankara katliamının yanlış olduğunu düşünüyordu.
Böyle sürüyle farklılık söz konusuyken... Medyadaki bazı yorumlar, Beyoğlu eylemini sanki IŞİD yapmamış gibi, lafı döndürüp dolaştırıp PKK'ya getiriyor.
PKK terörü tartışılmaz bir gerçek elbette. Ancak ayrımları görmek; analizleri, yorumları ona göre yapmak gerekiyor. Yoksa şiddet ormanında el yordamıyla yürürüz.

Niye üstlenmiyor?
Devlet ile PKK arasındaki, askeri jargonla "Düşük yoğunlukta çatışma" 1984'ten beri sürmekte. On binlerce insan öldü. Milyarlarca lira heba oldu.
Ancak o arada Türkiye'ye gelen turist sayısı ve geliri hep arttı: 2014 itibariyle 42 milyon turist, 35 milyar dolar gelir. Bu gelişmenin bir nedeni de asimetrik savaşın Güneydoğu bölgesi dışına pek taşmamış olmasıydı. PKK bilhassa Avrupa'daki imajını da düşünerek turistlere saldırmadı.
IŞİD'ın izlediği politika ise tuhaf... Bugüne dek Türkiye'de yaptığı terör eylemlerinin hiçbirini resmen üstlenmedi. Halbuki bu tip örgütler eylemleri "dosta- düşmana" güçlerini göstermek için yapar. IŞİD mesela Paris saldırısından gururla söz ediyor ama iş Türkiye'ye geldiğinde sessizleşiyor.
Evet, Diyarbakır, Suruç ve 10 Ekim Ankara saldırıları devletle doğrudan ilgili değildi. Örgüt Suriye'de kendisine zor günler yaşatan PKK- PYD güçlerinden öç alıyordu. (Elbette başka hesaplar da vardı işin içinde.)
Buna karşılık Sultanahmet ve Beyoğlu bombaları doğrudan Türkiye'ye yönelikti. Önce Alman, şimdi de Yahudi turistleri katlederek Türkiye'nin turizmine ciddi darbe vuruyor IŞİD.
Özetle: PKK, TAK, IŞİD... Hepsi terör eylemi yapıyor ama hedefleri, amaçları, mesajları farklı. Sadece yol açtıkları endişeye ve kayıplara bakarak, "Ha biri, ha öteki" demek aymazlık olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.