Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Halkın anlayacağı şekilde anlatalım

Çok kişi Anayasa'da neyin değişeceğini bilmiyor. Muhalefet meseleyi ayağa düşürüp "hani benim Receb'im, Receb'im, sana hayır vereceğim, almazsan karakola gideceğim" gibi bir mahalle karısı basitliğine getirip bağladığı için, çok kişi hayır verecek ve sonra da Trabzonspor'a yenilmiş Fenerbahçe düzeyinde üzülecek...
Çok kişi de evet oyu verecek ve "geçirdik geçirdik" zihniyetiyle sevinecek...
"On binler hayır dedi" şeklinde şişiniyorlar. Böyle yazıyorlar.
Milyonlar da ne diyecek, görelim bakalım.
Bu arada neler olacak?
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun "yapısı" değişecek.
Bunun "sokaktaki adam" için hiçbir anlamı da önemi de yok gibi görünüyor.
"Anayasa maaşıma zam getirir mi" ya da "toptan ve perakende kayısı fiyatlarını etkiler mi" düzeyinde dolaşanlara gel de anlat bunu...
Olur. Gelelim ve anlatalım.
Bugüne kadar, HSYK kısaltmasıyla tanınan bu kurul, "al gülüm ver gülüm" yaklaşımıyla seçiliyordu...
Ya da "tut beni tutayım seni" anlayışıyla...
Yargıtay ve Danıştay üyeleri HSYK üyelerini seçiyorlar, HSYK üyeleri de Yargıtay ve Danıştay üyelerini seçiyorlardı.
"Kapalı devre turnike"... Kendi aralarında iş bitiriyorlardı.
Eğer evet derseniz, HSYK'nın üye sayısı arttırılacak, bazılarını gene Yargıtay ve Danıştay seçecek ama esas olarak illerde görev yapan hâkimler ve savcılar, bir ölçüde de cumhurbaşkanı söz sahibi olacak seçimde.
Yani, "zümre hâkimiyeti" bitiyor. "Yüksek yargının" birbirini kayırma çemberi kırılıyor, yargının asıl "emekçilerine" de söz hakkı veriliyor. Yargının "tümü" temsil ediliyor. Buna üniversitelerin hukuk hocaları ve avukatlar da dahil olacaklar, onlar da söz sahibi olacaklar. ("Söz sahibi olmak istemem" diyen hayırcı avukatın aklından fikrinden şüphe edilir.)
Bir de cumhurbaşkanı tabii...
Bunu sakıncalı buluyor muhalefet ve amigo medyası...
Niçin?
Çünkü şimdilik "Abdullah" seçecek o kurula dört üyeyi.
Allah korusun, sonra CHP'li olmayan birilerini seçiverir... Memleket elden gider...
Cumhurbaşkanı, yani devletin en üst makamı, orduların başkomutanı...
Olur mu efendim? O makamda "bizim adamımız" oturursa iyidir, başkası oturursa kötüdür!
Şöyle memur emeklisi bir cumhurbaşkanı olacaktı ki, memleket kurtulacaktı. Emekli büyükelçi, paşa falan...
"Halk adamı" bize uymaz, halk dediğin cahildir.
Hele "dindar" cumhurbaşkanı hiç uymaz, Atatürk camiye mi giderdi?
Bu kafada giden "hayırcı esnafına" bir soru sormak isterim:
Niçin korkuyorsunuz? Hani seçimi kazanacaktınız? Hani CHP-MHP koalisyonu çantada keklikti? Amigolar öyle yazmıyorlar mıydı? Şunun şurasında sekizon ay bir şey kalmamış mıydı sıkıntılarınızın sonuna?
Kılıçdaroğlu başbakan, Bahçeli başbakan yardımcısı, ondan sonra hayırlısıyla "kasetlerin Baykal" da cumhurbaşkanı olmayacak mı? Garanti değil mi bu iş?
Eh o zaman HSYK'yı da o seçer canım, kendi adamlarını getirir... Fena mı, daha ne istiyorsunuz?
Yoksa bu umutsuz çırpınmalarınızın temelinde "hiçbir zaman kolay kolay seçim kazanamayacak olmanızı" bilmenin gizli umutsuzluğu mu yatıyor?
"Hep onlar kazanıyorlar" çaresizliği, ha?
Tüh, piyasada darbe yapıp sonra iktidarı size teslim edecek arslan parçası da kalmadı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA