YAZARA MAİL GÖNDER Orada artık biz oturacağız

YAZARLAR

Emel Korutürk vefat etti, memur gazetesi kaç gündür onu, dolayısıyla da muhterem eşini yerlere göklere sığdıramıyor!
Bu da çok doğaldır.
Korutürk ailesi, "Türkiye'nin sahibi olduğunu iddia eden burjuvalaşmış yüksek bürokrasinin" mükemmel bir temsilcisiydi...
Merhume, Malta sürgünlerinden yani önde gelen İttihatçı'lardan birinin el bebek gül bebek köşklerde büyümüş kızı ve de ressam...
En ünlü tablosu da elbette "Gazi'ye Şükran"... (Ya ne olacaktı, Guernica mı?) Resim yapması onun "ilerici" olduğunun kanıtıymış. (Vallahi Kenan Evren de yapıyor, Atatürk'ün gösterdiği yolda.) Merhum kocası da deniz subayı, eski deyimle "bahriye zabiti"... Eh, ne de olsa denizci!... Bunlar rakı içerlermiş ya, karacılardan daha ilericiymişler... Havacı olsa en ilerici sayılacaktı...
Emekli olunca önce büyükelçi, sonra da kontenjan senatörü... Bürokraside rütbe tükenmez.
O kadar tükenmez ki, Korutürk 1973 yılında cumhurbaşkanı yapıldı.
Çankaya'da yedi yıl oturdu.
Başka da bir özelliğini hatırlamıyoruz.
Moskova büyükelçiliği sırasında sık sık "masanın altına girmesi" yadırganmış, ruh sağlığının pek de yerinde olmadığı iddiası dedikodu şeklinde yayılmıştı.
Şimdi, onu öven memur gazetesinden, bunu meğerse KGB'nin gizli dinleme aygıtlarından korunmak için yaptığını da öğrendik!
Korutürk'ün durduk yerde cumhurbaşkanı edilmesi, kamuoyuna "rejimin demokratikleşmesi" olarak yutturuldu.
Kısa süre önce emekli olmuş bir darbeci (Faruk Gürler) yerine uzun süre önce emekli olmuş bir amiral seçilince, memleket demokrasiye geri dönmüş sayılıyordu!
Buna çanak tutan da Ecevit'ti tabii. Otuz yıl kadar sonra, başka bir yüksek bürokratı ama bu sefer sivil bürokratı (Ahmet Necdet Sezer) Çankaya'ya gönderecek olan Ecevit. "Vesayet rejimi" o kadar zavallı durumlara düşmüştü ki, asker memur yerine sivil memurun gelmesi "ileri hamle" kabul ediliyordu...
Memur olmaktan başka belirgin özellikleri olmayan adamlardı bunlar. Cemal Gürsel için "babacan", Ahmet Necdet Sezer için de "elinde filesiyle alışverişe gidip kuyrukta bekler"den başka övücü nitelik bulunamıyordu. Cevdet Sunay mı?
O yalnızca fıkralara konu olmuştu.
Bugün Çankaya'da bir tornacının oğlu oturuyor. Eşi de, başı örtülü olduğu için, sınavı kazandığı halde üniversiteye sokulmamıştı.
Ben onlardan yanayım, siyasi renkleri ne olursa olsun.
Çünkü onlarla aynı sınıftanım. Benim de bir dedem tornacı, öbür dedem kamyon sürücüsüydü. Galatasaray'ı bitirdim, Boğaziçi'ni bitirdim, piyano çalarım ama sınıfıma ihanet edemem. Para kazandım ama sınıf değiştirmedim, işçi emeklisiyim.
Bundan böyle Çankaya'da bürokrasi değil halk oturacaktır. Memurlar köşkü tahliye ettiler, seçim sandıklarından halkım geliyor, o oturacak.
Sırada da, Moda köşklerinde resim yapan derin bayanlar değil, Akşam Sanat Okulu'ndan ayrılma hanımlar var, haberiniz olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.