YAZARA MAİL GÖNDER Çulsuz entel kafası

YAZARLAR

Bu herifler memur da değiller ama "memur zihniyetiyle" yaşıyorlar. Öyle de ölüp gideceklerdir.
Hani şu, "kendisinden bir lira çok kazanana hırsız, kendisinden bir lira az kazanana ayaktakımı" diyen kafa.
Bunlar kendileri çulsuz oldukları için herkesi de öyle sanırlar. Kafaları kendi dünyaları kadar büyük ya da küçüktür. Küçük memur kafası, kendisi tüketemediği için kimse de tüketmesin ister. Zaten tüketim deyince aklına "ziyankarlık" gelir.
Ya da numara yaparlar: Halkı toplu taşımacılığa yöneltmek isteyen her gazetecinin altında kendi özel arabası vardır!
"Benim emekçi halkım yemeye bir kuru ekmek bulamazken..." edebiyatını çok severler. Oysa o emekçi halk beğenmedikleri partilere oy verince ya cahildir ya kandırılmış... "En yüce değer olan emeğin" sahipleri kıllı, kısa ve kalın bacaklı.
Boğaz köprülerine de böyle karşı çıkmışlardır, inşaata da, havaalanlarına da.
Eh, bürokrasinin "tarihi misyonu" ülkeyi yerinde saydırmak, "karşıdevrimci iktidarların" işi de ekonomik kalkınma olmuştur ya hep...
"Dövizler gidecek" diye korkan Milli Şef kafası.
Krize girmiş Amerikan sanayicileri ölü eşek fiyatına komple fabrika satıyorlardı ve almamakta direniyordu, dövizler gidecekti, ayrıca eğitim şarttı... O zaman daha şef de olmamıştı, şef yamağıydı.
Çikita muz ya da kivi ithal edilince dövizler gitti. Döviz yıllardır yağmur gibi yağıyor ama gitti işte.
Turgut Özal telefon şebekesini umulmadık ölçüde geliştirince hemen karşı çıkmışlardı: Köylü Almanya'ya telefon edip de kiminle konuşacaktı?
Almanya'da iki milyon Türk yaşıyordu, bunların da burada en az on milyon akraba ya da yakını vardı... Ama Almanya'yı aramak için ille de Almanca bilmek gerekiyordu herhalde...
Bu kadar ahmak heriflerdir bunlar.
Üçüncü köprüye de karşı çıktılar, geleneksel "köprü düşmanlığı" dürtüsüyle ama yeni havaalanına edecek laf bulamamışlardı. Şimdi onu da buldular: Ağaçlar kesilecekmiş.
Türkiye Cumhuriyeti o havaalanından 36 milyar avro kazanacak. Yapılan hesaba göre 38 milyar da inşaatçı ve işletmeci kazanacak, yani pis kapitalistler 2 milyar avroyu ceplerine indirecekler...
Kazanmasınlar. Köylü de eşeğe binsin.
Yeşilköy yapılırken ağaç kesilmemiş, kütükler uygun bir yerlere sokulup saklanmıştı herhalde...
Ağaçtan tutturamayanlar bir yol daha deniyorlar: Bu iş yıllara yayılacak, Türkiye bu, belli mi olur?
Hani Kılıçdaroğlu iktidara gelse ya da ordu darbe yapsa da ihaleyi iptal etse... Son umutları budur.
Belki o zaman yabancı uçakların iniş kalkışlarını bile yasaklarız. Yabancılar da bize aynı şekilde misilleme yaparlarsa uçaklarımızı alır, Yeşilköy ağaçlarını soktuğumuz yere sokarız.
Bakın Nazım ne diyor: Çünkü onlar umudun düşmanıdır sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı... Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına -çürüyen diş, dökülen et-, bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler...
Sorsan Nazım'ı da severler ha.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.