Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Haybeden nostalji

Vatandaşların Emek Sineması'yla ilgili anılarını derliyorlarmış, bize yazın diyorlar, sonra da "bakın ne kadar çok insanın hayalleri yıkılıyor" diye bir daha saldırıya geçmeyi deneyecekler.
O arada inşaat da biraz daha ilerlemiş olacak.
Katkıda bulunayım:
Emek Sineması'yla tanışmam 1958 yılına dayanır. Orada yaklaşık otuz yılda iki yüz kadar film seyrettim.
Daha önce Melek Sineması'ymış, yanında da önce tiyatro, sonra giyim kuşam mağazası yapılan İpek vardı... Emekli Sandığı'na devredildiği için adı da Emek olmuştu, oranın aslında bir paten salonu (Skating Palace) olduğunu sonradan öğrenecektim.
Emek'te ellilerin sonları, altmışların başlarında seyrettiğim "baba" filmler arasında ilk aklıma gelenler, başta ünlü "Vikings" olmak üzere "Darağacına Asansör", "Karanlığın İçinden", "Alcatraz Kuşçusu", Mister Ripley'in serüvenleri (hangi isimle oynatmışlardı bilemeyeceğim, Matt Damon'un yerinde Alain Delon, Jude Law'un yerinde Maurice Ronet, Gwyneth Paltrow'un yerinde Marie Laforet, filmin Fransızca'sı "Plein Soleil"...) Ee, ne olmuş yani? Orada gördüğüm her filmi anlatmaya kalkarsam sinema kitabı yazmam gerekecek.
1963 yılının sonbaharında "Batı Yakası'nın Hikâyesi" filminin Emek'i ve İstanbul'u nasıl kasıp kavurduğunu da hatırlarım, bilet kuyruğu sokaktan çıkıp köşeyi dönüyor, İnci Pastanesi'ni geçip balıkpazarına doğru uzanıyordu.
Köşedeki tabelada, filmin afişinin bir ucunda, "bilmemkaçıncı zafer haftası, Paris'te de bilmemkaçıncı hafta" yazardı. Bu film vesilesiyle ses düzeni de yeniden elden geçirilen Emek'te hayatımızda ilk kez "stereo" ses duyduk, hayran kaldık. Öğrenci harçlığımızla biletleri karaborsadan alıp filmi beş haftada beş kere seyrettik.
Ama o günlerde doğanlar şimdi elli yaşındalar.
Anlatacak ne kalıyor, orada yediğimiz frigonun tadı mı?
Emek şık bir sinemaydı. Fakat Nişantaşı'nda Konak Sineması da öyleydi.
Hatta daha da şıktı.
Emek görkemli bir sinemaydı.
Fakat Atlas da öyleydi. Hatta daha da büyüktü.
Emek'te anılarım çoktur. Saray Sineması'nda daha da çoktur.
Siz Emek'i istiyorsanız ben de Konak ve Atlas'ı istiyorum, ne yapayım, gidip polisten dayak mı yiyeyim?
Emek'te anısı olan bir kişiye karşılık Emek'le uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmamış yüz bin kişi bulurum size...
Amaç anıları bir noktada dondurmaksa, hangi yaş grubu ve hangi dönem seçilecektir?
Bunun ölçüsü nedir?
Hayır, amaç muhalefet.
Saygı duyarız ama ahmaklık etmemek şartıyla. "Kapitalistler alışveriş merkezi yapıp para kazanacaklar" diyerek "çemiş solculuğuna" yatmamak kaydıyla.
Dünyanın değiştiği, eski büyük sinemaların artık "rantabl" olmadıkları, doldurulamadıkları, büyük salonların dörde beşe bölünüp "butik salonlara" dönüştürüldüğü bu tür ahmaklara defalarca anlatıldı, örnekler verildi. İnsanlar fuayede bizi sevindiren frigoyla da yetinmiyorlar artık, sinemadan önce ya da sonra hemen oracıkta "cafe-restaurant" istiyorlar, gelmişken birşeyler satın almak da istiyorlar, bu da defalarca hatırlatıldı.
Hayır, amaç uyuzluk. Amaç gazetelerde adının geçmesini sağlamak.
Toplayın bakalım anılarınızı, hatta kitap yapın, bir tane imzalayıp bana da gönderin.
Vallahi okurum. O arada inşaat da biter.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER