Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sevan Nişanyan, topladığı ilgiden pek memnun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi marifetiyle devletten almayı umduğu binlerce avro tazminatın hayaliyle de mest, lafına yekûn çekmeyi bilememiş, bir televizyon programında da "Muhammed'in peygamber olduğuna inanmıyorum" demiş.
Bu doğaldır. Nişanyan elbette öyle diyecektir, inansa zaten kendisine Müslüman denecekti!
Ben de İsa'nın Tanrı'nın oğlu ve Tanrı olduğuna inanmıyorum, inansam bana da Hıristiyan diyeceklerdi...
İnsanlar şuna inanmak ya da buna inanmamak, hatta isterlerse hiçbir şeye de inanmamak hakkına sahiptirler.
Fakat inançlara hakaret etmek hakkına sahip değildirler.
Yani, Nişanyan "Muhammed'in peygamber olduğuna inanmıyorum" diyebilir. Hatta "İslam propagandası yasaklanmalıdır" diye zırvalayarak en katı Kemalist'e bile parmak ısırtabilir, güler geçeriz.
Ama "Muhammed yalan söylemiş" diyemez. Bozuluruz.
Böyle düşünebilirsin, kilisede ya da içki masasında arkadaşlarınla da tartışabilirsin ama televizyonda, kamu önünde dillendiremezsin.
Çünkü çoğunluk rencide olur.
Biz senin dedelerinin uğradığı kıyımdan rencide oluyoruz, üzülüyoruz, İttihat ve Terakki yönetimine kızıyoruz, sen de biraz bizim "hissiyatımızı" dikkate alacaksın ahparik, barış içinde birlikte yaşamak istiyorsan...
Çoğunluk hakkı nasıl azınlığı ezme hakkı değilse, azınlık hakkı da "çoğunluğa posta koyma hakkı" değildir.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER