YAZARA MAİL GÖNDER La havle vela kuvvete illa billahül aliyyül aziym

YAZARLAR

Kenyalı bir avukat, İsrail hükümetine karşı dava açmış. Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nda hem de.
Kenyalı avukat, Hazret-i İsa'nın çarmıha gerilmesinin "hukuk dışı" olduğunu söylüyor ve sorumluların cezalandırılmasını istiyor!
Yanlış okumadınız. Haber gerçek ve ciddi. Bizim yeniçerinin "siz İsa'yı öldürmüşsünüz, ben yeni duydum" fıkrası gibi değil.
Üstelik İsa'ya "iade-i itibar" da istiyormuş, iki bin yıldır binlerce kilisede kendisine Tanrı olarak tapınılan adamın itibarı yokmuş demek ki.
İsa'nın idam emrini veren, Roma İmparatorluğu'nun Filistin valisi Pontius Pilates (Efendim? Hayır, hanımların kilo vermek için kullandıkları o büyük jimnastik topunu icat eden adam değildir.)
Bu durumda, Kenyalı avukatın İtalyan hükümetini mahkemeye vermesi gerekmez miydi?
Hesabını Berlusconi'den sorsunlar mesela, hem sıkı zampara hem de şişman herkesten...
Öyle ya, "devlet sorumluluğunun sürekliliği" ilkesi var orta yerde...
Osmanlı yöneticilerinin yolaçtığı Ermeni kırımından nasıl cumhuriyet sorumlu tutuluyorsa...
Fakat İsa'nın idamı acaba gerçekten hukuk dışı mıdır?
O dönem yürürlükteki Roma kanunlarına uygundur.
Kenyalı avukat, Ermiş Pavlos'un kurduğu ve iki bin yıl boyunca milyonlarca Hıristiyan'ın düştüğü tuzağa düşmüş: Pavlos, Romalılar'ı yeni yayılan dine çekebilmek için onları aklamış ve İsa'nın ölümünden birinci derecede Yahudiler'i sorumlu tutmuştu. (Yeni dini cazip hale getirebilmek üzere sünneti de böyle kaldırdı. Yeni doğmuş bebeği sünnet etmek kolaydı ama ihtida edecek kazık kadar putpereste balta gerekebilirdi.)
Bizde de vardı böyle ilginç hukuk adamları. Bir tarihte Kahramanmaraşlı iki avukatımız Fransız hükümetine dava açmışlardı, "işgal sırasında yolaçtıkları zarar ve ziyanın tazminini" istiyorlardı...
Dalga geçecek oldum, bir dava da bana açtılar. Sonra ne oldu bilmiyorum.
Demiştim ki: "Ya şimdi Avusturya hükümeti de bizden Viyana kuşatmalarında verdiğimiz zarar ve ziyanın tazminatını isterse ne yaparız?"
Yunan hükümeti de 29 Mayıs ve 1 Haziran 1453 tarihleri arasında İstanbul'da üç gün üç gece süren yağmanın hesabını sorarsa bizim hükümetten?
Öyle ya, süreklilik ilkesi...
Vallahi biz de kaybettiğimiz toprakların rant gelirini hesaplar, Macaristan, Romanya, Slovenya, Karadağ, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Mısır, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve İsrail hükümetleri arasında paylaştırırız.
Onu bilmem ama size daha gerçekçi bir yol göstereyim: Menderes ve arkadaşlarının idamına onay vermiş cuntacılar öldüler ama... Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına el kaldırmış olan Demirel ve hayatta kalmış olan arkadaşlarına dava açılsın.
Beslemeyip de asanlar vardır bir de, kamuoyu zahmet edip hatırlarsa... Faşistler ileri sürdükleri gibi ekim ayında devrim yaparlarsa onları da kurtarıverirler olur biter!
Ekimde devrim, kasımda sünnet, aralıkta deniz, hadi bakalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.