YAZARA MAİL GÖNDER Yemezler

YAZARLAR

Geçen hafta İsmet Paşa'nın kırkıncı ölüm yıldönümünü "idrak" ettik. Gençlere masal gibi geliyor tabii bütün bunlar, İnönü devri, Menderes devri, Kanuni devri... Fark görmüyorlar, hepsi tarih.
Oysa bizim dün gibi hatırımızda: Ecevit'in gözyaşları, hafif hafif atan kar, Ankara'da "katafalkın" önünde uzayıp giden memur kuyrukları...
Birkaç gün önce "öldü" demişlerdi de Ecevit erken ağlamıştı hani, sonra paşa gerçekten ölünce bir kere daha ağladı.
Anıtkabir'e, Atatürk'ün "karşısına" defnettiler, halk arasında gırgır kaynağı oldu: Atatürk'e yönelmek isteyen İnönü'ye, İnönü'ye yönelmek isteyen de Atatürk'e arkasını dönmek zorundaydı!
Anıtkabir'in asıl anlamından saptırılıp ucuzlatılmak, Washington'daki Arlington benzeri bir "devlet büyükleri mezarlığına" dönüştürülmek istenmesinin örneğidir. Utanmasalar Kenan Evren'in yerini de oraya hazırlarlar! Utanmadan Cemal Gürsel'i de oraya, "devrim şehitleri bölümüne" gömmemişler miydi? Beyin kanaması geçirip aylarca komada yatan rahmetli, devrim şehidi sayılıyordu!...
İsmet Paşa'nın kırkıncı ölüm yıldönümünde ailesi bir bildiri yayınladı. Bildiride İnönü'nün özellikle son yıllarda "ağır hakaretlere maruz kaldığı" söyleniyor ve ne büyük bir adam olduğu anlatılıyordu.
İnönü, son yıllarda değil daha yetmiş yıl önce bile ağır hakaretlere değil ama ağır eleştirilere maruz kalmıştır.
Bundan sonra da kalacaktır. Alan da kaçan mı?
İnönü ailesinin bu bildirisi, muhalif basının "İsmetçi" yazarları tarafından keyifle karşılandı.
Fakat dikkatimizi çeken şudur: Artık "rahmetli ne güzel demokrasiye geçmişti" gibi yaveleri kimse yutmadığı için, İnönü'nün yalnızca "yemeyen kişiliği" öne çıkarılıyor!...
Mevhibe Hanım kumaş almış da, mecliste faturası nerede diye sormuşlar, paşa hemen faturayı çıkarmış göstermiş, dolayısıyla vay ne büyük adammış, falan filan.
Dinozor fosilleri aynı şeyi Talat Paşa üzerinde de deniyorlar.
Harcırah almış, bir miktar para artmış, muhasebeci demiş ki "efendim bu paranın üstünü iade etmenize gerek yok, sizde kalsın..."
Talat Paşa çok kızmış, "al bu parayı hemen vezneye yatır, makbuzunu kestir getir" demiş...
Vay ne büyük adammış.
Enver de tek kuruş yememiştir.
Kenan'ın yediğini de hiç sanmayız.
Menderes'e atacak çamur bulamamışlardı da, çıkara çıkara bir şişe Kulüp rakısıyla iki lüfer balığı, bir de Hayat Mecmuası aboneliği çıkarabilmişlerdi, örtülü ödenekten ödenmiş!...
İttihatçı yazarlar atalarının "yememekten" başka marifetlerini bulurlarsa yazsınlar, okuruz.
Aklınız sıra çakallık ediyorsunuz, "bugünküler yerler, bizimkiler yemezlerdi" demek istiyorsunuz ama bunu da sizin emekli Ayşe Teyze'den başkası yemez.
Ayşe Teyze oyunu nasıl olsa Sarıgül'e verecek, o elde bir, siz başkasını kazıklamaya bakın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.