YAZARA MAİL GÖNDER Destâne ilyadâye

YAZARLAR

Beje ey xudaye, rıkıxe kuri velayade Peleyade Axilleye, rıkı mezın!
Uyumayın, Homeros konuşuyor... Söyle ey tanrıça öfkesini, Peleiados oğlu Ahilleus'un ulu öfkesini!
Vallahi böyle diyor.
Gerçi aslında, eski Yunanca "menin aeide, thea, Peleaideo Ahileos oulomenen" demiş olabilir ama tercüme edince böyle çıkıyor.
İsterse modern Yunanca "psale mou thea, tin oryi tou Ahillea tou yiou tou Pilea, afti tin katarameni oryi" demiş olsun, sonuç değişmez.
Homeros Kürtçe de konuşuyor artık. İlyada destanının bir bölümü Kürtçe'ye tercüme edilmiş, sırada elbette Odissea da vardır.
Bu, kültür tarihinde büyük bir olaydır. Dev bir olaydır. 2 bin 800 yıl sonra Homeros Kürtçe konuşuyor...
Bakmayın, biz de bu işi ancak 1959 yılında başarabilmiştik, Azra Erhat ve Abdülkadir Meriçboyu (A.Kadir) ancak o tarihte doğru dürüst ve manzum bir İlyada çevirisi ortaya koyabilmişlerdi. Ondan önce, Varlık Yayınları'ndan çıkmış bir İlyada çevirisi, değil de, "nesir diliyle meali" diyebileceğimiz bir tercüme vardı... Ahmet Cevat Emre marifetiyle... Hani Marguerite Yourcenar'ın Kavafis'ten Fransızca'ya yaptığı o sevimsiz ve mensur çeviriler gibi. Günümüzde artık onları okuyan yok. Ahmet Cevat'ı da okuyan yok.
Şimdi Fecri Polat ve Kamuran Demir isimli genç aydınlar da bu çeviriyle rahmetli Azra Hanım ve A.Kadir'in onur köşesine kurulmuş oluyorlar.
İlyada'nın Kürtçe'ye çevirilmesi, "İmralı mı Kandil mi" tartışmasından çok daha sağlıklıdır.
Dilimizde tüy bitti, zengin Kürt işadamları ve para kazanmış Kürt sanatçılar bir vakıf kurmalılar, bizim Maarif Klasikleri gibi bir kitap dizisi oluşturulmalı ve belli başlı bütün klasikler Kürtçe'de de yayınlanmalı. Sırada mutlaka Shakespeare olmalı. (Gerçi Hollanda'da bir "Kürtçe Hamlet" oynandı ama o bir uyarlamaydı, Danimarka kralı köyün ağası, Ophelia kahyanın kızı, galiba Hamlet de okumaya Wittenberg'e değil İstanbul'a gidiyor!... Bunun bir de "Türk köylüsü versiyonu" vardır fıkra şeklinde: "Oğlum Hemlet... Anayı götüren emicen... Beni de o şerefsiz mahvetti... Kanımı yerde koma... Aha çekmecede toplu lüverver... Onu al, emicenin bacagına bacagına sık!"
Aslında çok daha açık saçık da ben usturuplusunu yazdım.)
Fakat günün birinde James Joyce da Kürtçe'ye çevirilebilirse, Kürtler asıl o zaman "kurtulacaklar"...
1922 yılında yayınlanmış ve bir tür Odisseia çeşitlemesi olan "Ulysses" bizim dilimize ancak Nevzat Erkmen'in olağanüstü çabasıyla 1984 yılında kazandırılabilmişti... Çünkü ülkemizdeki en yetkin Joyce uzmanı ve ithalatçısı sayılan Murat Belge, memleketi kurtarmaktan başını alıp bir türlü şunu çevirmeye oturamıyordu.
Bu arada İlyada'nın Ermenice, Süryanice ve Ladino çevirileri nerededir acaba? Yahudi vatandaşlarımız Türkçe'sini mi okuyorlar yoksa İspanyolca Oscar Martinez Garcia çevirisine bakmak mı kolaylarına geliyor?
Yaa, cart cart atmak kolaydır. Hem "kültürüm elden gidiyor" diye ağlayacaksın, hem de kılını bile kıpırdatmayacaksın.
Os efat... Yani, etsi milise.. Yani, vehe gotiye... Yani, böyle dedi yazarınız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.