YAZARA MAİL GÖNDER Kargaşayı özlemiş

YAZARLAR

Beren Saat adında bir oyuncumuz var, güzel bir hanım, ününü "san'at kuvvetine" olduğu kadar alışılmadık soyadına da borçludur. Beren Abüzittinoğlu olsaydı ilgi çekecek miydi? (Vallahi belki de daha çok çekerdi.)
Bu hanım, "çocukluğunun Türkiyesi'ni özlediğini" beyan etmiş.
Çünkü bir otobüs durağındaki açık saçık bir kadın fotoğrafına Ramazan günü "edep ya hu" diye bir etiket yapıştırmışlar, çocukluğunun Türkiyesi'nde böyle şeyler yokmuş.
"Aydın pazarlar olsun" diye de eklemiş, demek ki pazarlarımız çok karanlık. (Hep o Tayyip yapıyor bunları...)
Google'a baktım, Beren Hanım 1984 doğumlu.
Yani otuz yaşında. Çocukluğu, darbecilikten müebbet hapis yemiş Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığına ve Turgut Özal'ın başbakanlığına denk geliyor.
Yok eğer ergenliğini kastediyorsa, o da Türkiye'nin onca vakit kaybettiği "fetret devrine", zorlama Demirel-İnönü koalisyonuna, Çiller felaketine, bitmez tükenmez kavgalara ve 28 Şubat darbesine rastlıyor.
Acaba Beren Hanım, Tansu Çiller'in yarattığı 1994 krizini ve o korkunç enflasyonu mu özlemiş?
Babası Hüseyin Avni Bey ne iş yapar bilmiyorum ama o krizden de (Beren on yaşında), daha sonra Ecevit'in yarattığı 2001 krizinden de (Beren on yedi yaşında) hiç etkilenmemiş olmalı...
Biz kötü etkilendiğimiz için o yılları hiç özlemedik.
Beren Hanım "kendi miladından önceki" Eski Türkiye'yi hele hiç bilmiyor.
Örneğin o doğmadan beş yıl önceleri kara kışta yakıt yokluğundan nasıl tir tir titrediğimizi, elektrik kesintileri ya da ampul yokluğundan geceleri karanlıkta oturduğumuzu, içmeye kahve bulamadığımızı, insanların otobüs durağında birbirlerinden utana sıkıla nasıl sigara dilendiklerini tasavvur bile edemez...
Sokaklarda takır takır adam vurulduğunu, günde ortalama on kişinin öldürüldüğünü de.
Beren Hanım pasaport almanın deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğu, herkesin yurt dışına yılda yalnızca bir kere çıkma hakkının bulunduğu ve yanında da yalnızca iki yüz dolar götürebildiği dönemi de bilmez.
Onun nostaljisi "cep telefonu yokken ne yapıyordunuz" diye soran Y kuşağı ve Taksim çocukları düzeyindedir.
Özel televizyonların kapatılmak istendiği, hatta özel radyoların bir süre fiilen kapatıldığı yılları mı özlüyor Beren Hanım, yoksa "çocuklarla konuşmaya başladığı" ve Türkiye'ye Mürkiye'ye boşverdiği, esas olarak cımbız ve aynaya yöneldiği kendi ilkgençliğini mi?
Yok canım, Beren Hanım "AKP'nin olmadığı, Tayyip Erdoğan diye bir adamın tanınmadığı" dönemi özlüyor.
Demek ki o zamanlar İslam diye bir gerçek de yokmuş.
Oyunu El Ezher Medresesi asistanlarından ve Ayn Şems Üniversitesi öğretim üyelerinden Ekmeleddin amcasına versin ve bunu ilericilik sansın.
Daha doğrusu, kendi işine baksın ve aklının ermediği konulara girmesin. "Dağdaki çobanın oyunu tartışan" manken kızlardan bir farkı olsun.
İsterse Taksim'e çıkabilir tabii, geceleri "koli kesilen" karanlık parklarda özgürce dolaşmaya... Sonuçta oraları kurtarılmış bölge değil midir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.