YAZARA MAİL GÖNDER İktidara nasıl gelinmez?

YAZARLAR

Bizim kültürümüzde "cadı" yoktur. Biz yüzyıllar boyunca, histeri krizi geçiren zavallı kadıncağızları diri diri yakmadık, hasta olduklarını bilerek Türk Sanat Musikisi eşliğinde tedavi etmeye çalıştık.
Bizim kültürümüzde hiçbir kadın sivri şapka giymez, süpür- gesine binerek havalarda uçmaz.
Ermiş Valentin yortusu (sevgililer günü) ne kadar bizim bayramımız değilse, Halloween de (cadılar bayramı) o kadar değildir.
Ama ikisi de "İslamcı dikta" olduğu söylenen ülkemizde kutlanıyor!
Zarar yok, kutlansın. Birinde esnaf, özellikle çiçekçi para kazansın, ötekinde de özellikle manav, yani balkabağı satıcısı... (Maalesef süpürge almıyorlar, yani nalbura ekmek yok.)
Noel geceleri Saint-Antoine ve benzeri kilise ziyaretlerinde mumculara da azıcık para kazandırmalarını dileriz. Yılbaşında çam ağacı satıcılarının yüzlerini güldürdükleri gibi. Bu "Noel Müslümanları" şimdilik yalnızca lokantacılık sektörüne çalışıyorlar, limonlu votka tüketimini arttırarak.
Geçen gece Beyaz Saray'da bir Halloween kutlaması yapılmış, Amerika'nın ünlü şarkıcı hanımları da cadı kılığında bu partiye katılmışlar, Beyonce, Kim Kardaşyan falan.
Bizde de yapılmış, kıt eğitimli ve kıt zekâlı bazı ev kadınlarından başka kimsenin tanımadığı bazı ünlüler cadı kılığına girmişler.
Girsinler. Lakin bu durumda "seçimleri niçin hep AKP kazanıyor" diye merak etmeye hakları yoktur.
Onlar da etmiyorlar zaten, tasası cadı kılığına girmeye hiç mi hiç ihtiyacı olmayan bazı gerçek cadılara düşüyor. Bunların süpürgeleri yok, Twitter hesapları var.

Akl-ı Kemal
Kılıçdaroğlu, "AKP toplumu inanç, etnik kimlik, yaşam tarzı bağlamında ayrıştırarak iktidar oluyor" demiş. Günümüzün Türkçe'sine tercümesi: Toplumu bölerek...
Demek ki iktidar olmanın yolu bölmekten geçiyor. Yani, bölmeyenin iktidar şansı yok. Bu da demektir ki, CHP bölmediği için iktidara gelemez. Kılıçdaroğlu da "bu siyaset ülkeyi bölüyor ve buna hep beraber karşı duracağız" demiş, Yani kendi mantığına göre "iktidara gelmeyeceğiz, gelmek istemiyoruz" demeye getirmiş. "Bütünleştirerek, birleştirerek iktidara geliriz" dese kendi kendini yalanlamış olacak.
Zaten "bütün sınıf ve zümreleri kucaklamak" iddiasına siyasal bilimler literatüründe "korporatizm" yani "faşist görüş" denir. "İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz" palavrasında olduğu gibi.
Emine Ülker Tarhan'ı hiç yabana atmayalım, kafası böyle çalışan bir liderin partisinde durulmaz. Çünkü kalanlar da bakın ne demişler: En geç kasımda ekonomik kriz çıkacak ve AKP gidecek!
Ha gayret, çıkarmak için yirmi yedi gününüz var demektir. Aralık ayına kalırsa hiç kıymeti yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.