YAZARA MAİL GÖNDER Üç tarz-ı siyaset

YAZARLAR

Malumunuz, Yusuf Akçora'nın taa 1904 yılında yazdığı ünlü eseridir bu...
Akçoraoğlu Yusuf Bey, Osmanlı İmparatorluğu'nda o dönemde hâkim olan siyasi görüşleri "Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük" olarak üç grupta topluyor, kendi tavrını da üçüncüden yana koyuyordu.
Eh, Türkçüler de onun aklına uyarak imparatorluğu bir güzel batırdılar işte.
Akçora'nın bu tasnifi içinde imparatorluğun "diğer" etnik unsurlarına yer yoktu, onların fikri kimsenin umurunda değildi.
Yüz on yıl sonra, bugün gene bir yol ayırımına geldik. "Kürt meselesinin" çözümü için önümüzde gene üç siyaset tarzı var.
Daha doğrusu, üç grup var:
Bir, faşistler ve Kemalistler.
30 yıldır süren ve 40 bin kişinin ölümüne yol açan, bizi de 350 milyar dolar zarara sokan "düşük yoğunluklu iç savaşın" sürmesini istiyorlar. Maça devam...
Ama kazanacaklarına dair hiçbir garanti veremiyorlar. "Otuz yıldır niçin kazanamadınız?" sorusuna da cevapları yok.
Bunların toplumda aşağı yukarı yüzde 15 kadar bir ağırlıkları var.
İki, "Kürtler gitsin" diyen liberal görünümlü bazı üniversite hocaları ve gazeteciler.
Yenilgiyi kabul etmemizi istiyorlar.
Türkiye küçülsün, haddini bilsin, Ortadoğu'da söz sahibi olmaya falan da kalkmasın. Hele Amerika'ya ve İsrail'e kafa tutmaya bir daha da hiç kalkışmasın. (Arkalarında hangi "üst akıl" var acaba?) Bunların toplumda hiçbir karşılıkları, hiçbir tabanları, hiçbir ağırlıkları yok. Yüzde 1 bile etmezler.
Üç, bizler... Maçı "berabere" bitirelim, daha fazla kan dökülmesin, parayı da sokağa atmayalım, bölgenin kalkınmasına harcayalım diyenler...
Yani "müzakere" yoluyla çözüm arayan barış süreci yanlıları.
Toplumun aşağı yukarı yarısı, yüzde 50 falanı da bizim arkamızda.
Eh, sınıflandırmayı böyle yapıp bu kadarıyla yetinirseniz de, Akçora'nın düştüğü yanlışa düşersiniz. Öyleyse tamamlayalım: Diğer taraf ne durumda, Kürtler ne düşünüyorlar?
O cenahta üç değil iki tarz-ı siyaset söz konusu:
Bir, ayaklanmayı sürdürelim diyen azınlık.
Bunlar hatta Abdullah Öcalan'ı devreden çıkarıp "hareketin" sivil başına Selahattin Demirtaş'ı getirmeyi bile planladılar.
Kobani bahanesiyle kargaşa çıkarıp ipleri ellerine almayı da denediler, tutturamadılar. (Arkalarında hangi "üst akıl" var acaba?) Yüzde 5 kadar oluyorlar...
İki, bağımsızlık istemeyen, Türkiye'den kopup dağ başında kalakalmayı düşünmeyen, ama haklarını da çatır çatır almaya kararlı çoğunluk... Bunlar da oylarını AKP'ye verip bekliyorlar.
Türkler'in birinci ve ikinci gruplarıyla Kürtler'in birinci grubu, ilk iş olarak Tayyip Erdoğan'dan kurtulmayı hedefliyor.
Türkler'in üçüncü grubuyla Kürtler'in ikinci grubu, yani her iki zümrenin çoğunluğu da, Erdoğan'ın ayakta kalmasını ve başladığı işi bitirmesini, giriştiği atılımın arkasını getirmesini istiyor.
Çok karmaşık gibi görünen mesele aslında bu kadar basittir efendim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.