YAZARA MAİL GÖNDER Külliye size niçin batıyor?

YAZARLAR

Cumhurbaşkanına saldırmak için buldukları son numara bu: "Kampüs" yerine "külliye" denilmesini teklif etmiş.
Ankara'da Yıldırım Beyazıt Üniversitesi varmış, onun Esenboğa "kampüsünü" açarken "buna külliye desek daha isabetli olur" demiş.
Der der, ne var bunda? O dedi diye hemen uygulanacak değil ki... Bir temenni bu alt tarafı...
Vallahi bir üniversitenin adı Yıldırım Beyazıt olursa tabii ki külliye de oraya daha uygun düşecektir.
İsterseniz Sütçü İmam kampüsüne de mandıra deriz, olur biter.
Külliye, bildiğiniz gibi, bir caminin çevresinde medrese, imaret, türbe, kütüphane, hamam, çarşı, hastane gibi "sosyal" kurumlardan oluşan bir "yapı kompleksidir"... Merkezi camidir.
Burada duyulan allerji, "eyvah üniversitenin ortasına cami yapacaklar" korkusundan kaynaklanıyor.
Kendi mahallelerini bir "camiden korkanlar topluluğuna" çevirdiler de ondan.
Külliye bir üniversite binaları topluluğuna tam olarak uygun düşmüyor ama çağrışım ve oranlama yoluyla gene de en yakın benzetme sayılır.
Hoşunuza gitmediyse, şu "kampüs" lafına siz uygun bir karşılık bulun bakalım. ("Kempıs" şeklinde telaffuz etmeniz gerekirdi, onu da yanlış söylüyorsunuz.) Eskiden bizde "üniversite kampüsü" diye bir kavram yoktu, hiçbirimiz okula giderken "kampüse gidiyorum" demezdik.
Kaldı ki, Koska durağında tramvaydan inip Zeynep Hanım Konağı'na dalan çocuğun kampüsten sözetmesi gülünç olurdu.
Bu kavram ve bu laf, Amerikan özentisiyle ülkemize ithal edildi.
Bunda üniversitenin şehir dışına çıkarılması ve çok daha geniş arazilere kavuşması da etken oldu tabii.
Hadi bakalım, sizin teklifinizi görelim.
Külliye denilmesin, peki ne denilsin? "Operations research" yerine "yöneylem araştırması" demeyi biliyorsunuz ama daha "master's degree" kavramına karşılık bulamadınız.
Bakın, bu mesele gene geliyor, "first lady" tartışmasına dayanıyor.
Cumhurbaşkanının eşine Batı mukallitliği edip ille de "first lady" demekte ısrar edecekseniz elbette insanın aklına şöyle saçları boyalı, tırnakları ojeli, alafranga bir kadın gelir. Bu da gerçeğe uymayabilir.
Oysa eşeklik etmeyip "hanımefendi" ya da "birinci hanımefendi" deseniz mesele kalmayacak.
Hanımefendi olmak için ille de Carla Bruni ya da Valerie Trierweiler'e benzemek gerekmiyor, Hayrünnisa Hanım olsun Emine Hanım olsun mükemmel birer hanımefendidirler.
Ama lakaplar yasaklanmıştı değil mi, devrimlere aykırıydı, Bayan diyecektiniz.
Eh o zaman da "Emine Hanım'ın kocası" iktidara gelir ve kolay kolay da gitmez, "Bayan Selvi'nin eşi" de hayatı boyunca muhalefet önderi olur.
Çünkü Bayan Mevhibe, Bayan Reşide, Bayan Atıfet, Bayan Nazmiye, Bayan Emel falan hep tarihte kalmışlardır. (Bir de Bayan Afet olacaktı, kafatasçı...
Ona karşılık bir Bayan Latife değil bir Latife Hanım vardı ki bütün ülke sever sayardı.) Evet, buldunuz mu bu arada külliyeden daha uygun bir isim? "Yerleşke" öyle mi, hadi yürüyün... Patlangoç gibi bir şey oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.