YAZARA MAİL GÖNDER Külahımı istiyorum!

YAZARLAR

Müjdeler olsun, Rumelihisarı'nda restorasyon başlamış. Gazeteler öyle diyorlar. Fakat yapılacak olan "taşların arasının doldurulması, kırıkların giderilmesi, ana giriş merdivenlerindeki aşınmanın önlenmesi" gibi entipüften işler...
Hemşerim, buna restorasyon değil, dense dense "rötuş" denir. Basit bir belediye mesaisidir. Bizim sokağa asfalt dökmeye benzer.
Çok söyledik, bir daha söyleyelim: Anadolu ve Rumeli hisarları, asıllarına uygun olarak yepyeni bir restorasyon istiyor... Kelimenin gerçek anlamıyla onları "restore" edecek yani asıllarına döndürecek kapsamlı bir çaba.
Çünkü bu hisarların kulelerinin üstünde, on dördüncü ve on beşinci yüzyıl mimarisine uygun olarak "kurşun kaplı külahlar" bulunması gerekir. (Fransız şatolarındaki gibi "arduvaz" yapamayız.)
Yaşlılar hatırlayacaklardır, 1964 yılına kadar Galata Kulesi'nin de tepesi keldi... Çirkindi... O kelek görüntüyü bazı eski Yeşilçam filmlerinden de izleyebilirsiniz.
Restorasyonla külahı kuleye iade edildi ve sonuç çok daha güzel oldu!
Bu, hisarlardan niçin esirgenmiştir?
Hisarın içindeki Osmanlı mahallesine de "gecekondu" gözüyle bakan ve onu yokeden zihniyet yüzünden... (Aynı zihniyet az kalsın Soğukçeşme Sokağı'nı da "sarayın duvarına yapıştırılmış Osmanlı gecekondusu" diye ortadan kaldıracaktı, merhum Çelik Gülersoy'un çabalarıyla sokak elden geçirildi ve çiçek gibi oldu.)
İkincisi, kalenin bedenleri mutlaka badana edilmeli, beyaza boyanmalıdır.
Çünkü aslı öyledir.
Bir zamanların Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a çok söyledim: Yaptırın şunun bir maketini, gözünüzle somut olarak görün!
Aklı yatar gibi olmuştu, arkası gelmedi.
Şimdi tekrar rica ediyorum: Cumhurbaşkanımız mı, yeni kültür bakanımız mı, belediye reisimiz mi, kim ilgilenecekse.. Yaptırın uzman mimarlara şunun söylediğim şekilde bir maketini, bakın...
Medyada da yayınlansın, halk da görsün.
İsterseniz çıkıntılık edecekleri, "istemezükçüleri" mutlu etmek için bir anket de düzenlenebilir (şehir hatları vapurları için yapıldığı gibi), halka sorulur: Hangisini istiyorsunuz, bugünkü halini mi, aslını mı?
Halk, atalarının eserine sahip çıkacaktır.
Sonra kulelerin içini müze yapar, avluyu da lokantalarla, kahvehanelerle bezersiniz...
Rodos Kalesi'nin içi başlıbaşına bir mahalledir, dükkanlarla, lokantalarla doludur, tıkır tıkır para basar. (Sokrates Sokağı'nda Aleksi'nin tavernasını özellikle tavsiye ederim. Gitmişken Cem Sultan'ın evini de, Pargalı İbrahim Paşa Camii'ni de ziyaret ediniz.)
Aynı şövalyelerin Kos Kalesi'nin içi silme meyhanedir, geceyarısına kadar turist söğüşler.
Aynı şövalyelerin Bodrum Kalesi'ni biz devlet dairesi yaparız, saat beşte mesai bitimiyle birlikte kapanır. Rumelihisarı'nı da devlet dairesi yaptığımız gibi.
Size bir şey daha teklif edeyim: Anadolu ve Rumeli hisarları arasına teleferik kuralım, elinizi öpen turist biletini alsın, uça uça Avrupa ile Asya arasında gitsin gelsin!
Çılgın proje mi? Evet, çılgın proje. Bürokratın aklı basmaz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.