YAZARA MAİL GÖNDER Gerisi teferruat

YAZARLAR

Milli hastalıklarımızdan biridir:
'e demeç uydurmak.
İkinci hastalığımız da, gerçek olsun uydurma olsun, onun her sözünde keramet aramak.
Çünkü Atatürk'ü peygamber gibi algılıyorlar ve hadis-i şerif uydurur gibi söylev ve demeç uyduruyorlar...
Birçok "sahte hadis" olduğunu biliyoruz.
Büyük bir günahtır.
Ama tarih boyunca birçok gayretkeş Müslüman bu haltı yemekten utanmamıştır.
Atatürk'e söz uydurmak günah değil, hazin ve gülünç bir densizliktir. Ama birçok Kemalist de bu haltı yemiştir.
Altmışlı yıllarda çok tartışılmıştı, güya Atatürk bir kitabın kıyısına şunu yazmış:
"Şurası muhakkaktır ki Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir, her görüldüğü yerde ezilmelidir."
Rahmetli Çetin Altan yemedi içmedi Grafoloji Enstitüsü'ne başvurdu, o elyazısının Atatürk'e ait olmadığı, taklit edildiği kanıtlandı!
Atatürk komünizmi ezmemiş miydi?
İnönü'nün ezmesine izin vermişti. Fakat böyle "altmışlı yılların altın dişli taşra politikacısı kokan" laflar da etmezdi, deseydi komünizm derdi, "komünistlik" demezdi...
Şimdi Taha Akyol yazıyor, 1936'da "bir gün insanoğlu uçaksız da göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize mesajlar yollayacaktır" diyesiymiş... Akyol bunun uydurma olduğunu açıkladı.
Evet, sözler sanki "Gravity" filmini seyretmiş birinin sözleri!
"Bunun için iki bin yılını beklemeye hacet kalmayacaktır" da diyesiymiş ki, on altı yıl geçti henüz gezegenlere ulaşamadık.
Eee, yani şimdi Atatürk yanılmış mı oldu?
İçine üç-beş Osmanlıca kelime kat, "tahakkuk", "hacet" falan gibi, bir de "teferruat"lı bir laf uydur vatan millet aşkıyla, salla gitsin.
Bir de o meşhur sporcu konusu var tabii:
"Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim"... Bunu zikrede zikrede bitiremediler.
Ya peki ne diyecekti? "Aptal, hantal ve ahlaksızını severim" mi diyecekti?
"İstikbal göklerdedir"... Ya ne diyecekti, "denizin dibindedir" mi diyecekti?
(Bu söz de bir uydurmadır.) "Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yemeyiniz" deseydi "en büyük hekim" mi ilan edilecekti?
Çünkü bizde Atatürk'ü "her şeyin en büyüğü" yapma hastalığı da vardır.
İnanmıyorsanız, herhangi bir er eğitim alayında köylü çocuklarına ezberletilen "Atatürk kimdir?" başlıklı ve de on dört maddelik "ilmihale" bakınız.
Bendenizin en bayıldığı da Atatürk'ün en büyük motorlu taşıt sürücüsü yapılmasıdır.
Hayatında bir kerecik direksiyon başına oturmamış büyük önder "Türk şoförü en asil duyguların insanıdır" demişmiş...
Fakat bununla çemişlerin "ticari taksi" dediği araçları mı kastetmiş, belediye otobüsleri ve şehirlerarası araçlar buna dahil midir, yoksa bu vecize eskiden "hususi" denilen özel araç sürücülerini de mi kapsıyor, tarihçiler açıklığa kavuşturamadılar. Sarı leblebi mi leblebi mi tercih ettiği konusunda da ulema arasında ihtilaf mevcuttur.
Öyleyse, hatalı sollama yapanlar, yanlış yerlere park edenler, sinyal vereceği yerde "kafa gösterenler" Atatürk ilkelerini çiğniyorlar, savcıları göreve çağırıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.