YAZARA MAİL GÖNDER Cambaza değil hüznüne bak

YAZARLAR

Televizyondaki yarışma programında gördüm Semiha Yankı'yı. Yüksek yerlerden havada taklalar atarak havuza atlıyordu. Herkes başarısını alkışlarken, ben çok eskilere gittim, içim elemle doldu.
Semiha Yankı'yla çocukluk arkadaşıyız. Benden 3-4 yaş küçük ama, ikimiz de el kadar bebelikten başlayarak sahne arkalarında, kulislerde, turnelerde büyürken çokça rastlaşıp, hâlâ süren dostluk istasyonumuza giden çocuksu raylarını döşedik onyıllar evveli.
Ben ana baba gölgesindeydim. O, başta babası Muammer amca olmak üzere, abisi ve ablalarıyla beraber gezinmelerdeydi.
Bilen bilir. Semiha'nın ailesi cambaz takımıydı. Quartet Yankı'lar diye sahneye çıkarlardı 4 kişi. Hamiyet ve Safiye Yankı müthiş yetenekli, gözüpek, dünya güzeli kızlardı. Havada taklalar atar, tek ayakla yere tutunan merdivenlere tırmanır, akla ziyan figürler, gösterilerle alkışı kıyamet ederlerdi.
Ve elbette Semiha'nın tek ağabeyi Metin Yankı.
Benden 6-7 yaş büyük olan bu delikanlı Süpermen'den sonra hayranı olduğum ikinci kişiydi. Nasıl çevik, nasıl kemiksiz gibi esnek, nasıl mangal yürekli biriydi göreydiniz keşke. Kulislerde ne zaman karşılaşsak, boş anlarını kollar, gidip ille lafa tutar, bana da böyle numaralar öğreteceği kadar yakınlaşmaya çalışırdım Metin abiye.

Sırada Semiha

Aradan epey zaman geçti. Hamiyet Abla evlendi. Yerini cılız, ufacık tefecik kırılgan kıza, arkadaşım Semiha'ya bıraktı. Bu defa kıskanma sıram arkadaşıma gelmişti. Erkek halimle ne Semiha gibi amuda kalkabiliyor ne de topları, şişeleri düşürmeden çevirebiliyordum ellerimde. O, lame şortu, sarı ettiği saçlarıyla ters köprü kurup, yanmayan bir sigarayı sağ ayak parmakları arasında güya tüttürebiliyordu.
Sonunda derdimi döktüm ona ve "cambaz olmak istediğimi" ifşa ettim.
Gülerek elimden tuttu, abisi Metin'in yanına götürdü beni. Metin Abi bu kadar ilgili olduğumu görünce bana 3-5 numara öğretmeye söz verdi.
Bunu evde keyifle açıkladığımda kızılca kıyamet koptu. Başta babam ve tüm aile büyükleri öyle şeyler söyleyip, tehditler yağdırdılar ki, en usta cambaz olsam kurtulamazdım ellerinden.
Bütün bu tepkinin neden olduğunu anlamam için çook ağır bir olayın yaşanması gerektiğini anlamam uzun sürmedi.
Nasıl mı? Oldukça hüzünlü bir şekilde.

Son gösteri

Semiha eski bir söyleşimizde ağlayarak anlattı 1972 Mart'ındaki o facia gecesini:
"Sonradan Foli Berjer olan Tepebaşı Cumhuriyet Gazinosu'ndayız. Takdimci davul tramolası eşliğinde, bariton sesiyle anons etti bizi Savaş. 'Eveeet! Evet, şimdi de, yerçekimine meydan okuyan, nefeslerinizi kesecek bir grup! Quartet Yankılarrr... Kalbiniz sağlam değilse izlemeyin!'
Gösteri başladı. Perendeler, taklalar, amuda kalkarken bacakta çevrilen renkli halkalar ve kim bilir kaç yüz kere yinelenmiş en heyecanlı an: Metin Abim babamın başı üstünde amuda kalkacak! Aksesuar getirmek üzere kulise yöneldim ki önce bir çığlık, ardından kof bir gürültü duydum. Hemen sahneye döndüm. Metin abim yerde hareketsiz yatıyor, ablam çığlık çığlığa, babam manen çökmüş halde. Amuda kalkarken, ayaklarını hızla yukarı fırlatan Metin, alçak tavana çarpmış, darbenin etkisiyle boynu kırılmış meğer. O acıyla dengeyi de kaybedince külçe gibi yere vurmuş. İşte o sırada da kırılan kaburgası akciğerini delmiş.
Hemen sonra hastaneye kaldırdık. Ertesi sabah kendine gelir gibi oldu.
İlk sözü 'ayaklarımı hissetmiyorum, bir iğne batırın' oldu. Batırdık ama asla duymadı. Sonra, bir daha hiç uyanmamacasına, sonsuz bir uykuya gitti Metin abim. Bir daha da cambazlık yapmadık Yankı kardeşler olarak."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.