YAZARA MAİL GÖNDER Parmak arası 'Tokyo'

YAZARLAR

Duygusal milletiz...
Dahası çocuk gibiyiz.
En sert en, en gık etmez diyenimiz bile böyle işte.
Yaşımız başımız, duruşumuz, konumumuz, işimiz, gücümüz, erkimiz, meşrebimiz ne olursa olsun bazı olaylar, bazı anlar o çocuk tarafımızı çıkarıveriyor ortaya.
Olimpiyatları bize vermedikleri anlaşıldığı o meşum an işte o çocuk tarafımız zuhur etti.
Kalbimiz çıt kırıldı, üzüldük, can yangını olduk...
Fert fert köpüren küçümen sitemler, hüzünler, kopuşlar ışık hızıyla birleşip, devleşip kolektif bir millet keyifsizliğine dönüşüverdi.
Saçım sakalım un torbası renginde ama sonuç açıklanınca tutamayıp fena laflar ettim içimden. "Ne mızırdanıyorsun?" diye soranlara kodlayarak yanıt verdim; "parmak arası Tokyomu arıyorum!.."
Bu halin elbette psikolojik, sosyolojik, ekonomik, politik falan filan izahı, sebebi vardır. Lakin ne değişir ki?
Hepimiz 'ü-zül-dük' gerisi laf-ı güzaf.

Ah İstanbul...
Tokyo
için yazılmış kaç şiir vardır yahu? Tokyo'nun hangi bir 'sengine' hangi Acem mülkü fedadır?
"Sana dün bir tepeden baktım aziz Tokyo" desem dilime arı iğnesi batar.
Diyeceğim o ki; bir kente muhteşem binalar dikebilirsiniz.
Tapınaklar, saraylar, stadyumlar, köprüler, koca yollar ve her şey.
Parayı basarsınız, medeniyetin; gelinmiş son kertesinden yararlanıp görenin hayran olacağı neler neler eklersiniz o kentin konumuna.
Bu kent Tokyo da olur Yeni Delhi de. Nairobi de olur, Kiev de. Ama şiirsel kılmaya güç yetiremezsiniz.
Bir ressamın tualine hiçbir yüksek ücretle düşüremezsiniz bir kentin imgelediği coşkuyu.
Hiçbir yontucu, sırf marifet kullanarak yapacağı pahalı bir heykel siparişi alsa; duyguyla bezeyerek parmak arasında yaptığı bezelye tanesi heykelciği kadar duygu yükleyemez işine. İstanbul'un yegâne oluşu, belki binlerce yıl üzerine nakşedilmiş tesislerden, kabuklardan çok, herkeste yarattığı nadide hissiyatın bin bir biçimde geri duygu almasıdır.
Hem de en çok kimlerden, sanatçılardan...

Kim kaybetti?

Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı hiçbir şey yoktur aslında.
Hayalimiz gerçekleşmeyince de "yıkılmadı oh ne güzel" diye bakalım mı ne dersiniz?
Başbakanımız Erdoğan kararı duyunca tam bir 'devlet adamı' olgunluğu içinde yola devam derken örnek tavır sergiledi kanımca.
Yüreğinde elbette kolay sinmeyecek, dinmeyecek rüzgârlar esti ama gereken neyse öyle davrandı.
İçimden geçeni bir daha paylaşmam gerekirse, yitiren bizim kadim kentimiz, İstanbul'umuz değil asla. Yitiren bu muhteşem şehrin sunacağı tekmil güzellikleri ıskalayacak sporseverler oldu.

Hakkını verelim

Madem bunca söz ettim, İstanbul'umuz üzerine yazılmış bir şiiri de iliştirelim yazımızın sonuna da farkını fark ettirelim durumu anlamayana...

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.