YAZARA MAİL GÖNDER Fotoğraf burada hayat nerede?

YAZARLAR

Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi desem, yalan olur!
Bir çarşı lokantasında garsonun sofraya tatlı tabağını bıraktıktan sonra "bunun resmini çek Haşmet Abi, internete koyarsın!" deyişinde şaşacak bir şey yok aslında.
Çünkü bu bir trend ve çılgın gibi yayılıyor.
İlk başta, "fine dining" tabaklarının veya güzel ve özel mutfakların fotoğrafları sosyal medyada dolaşmaya başlamıştı.
Ben de bayılıyordum bu fotoğraflara.
Sonra bir iki yıl içinde iş değişti. Yenilen içilen her şeyin fotoğrafı paylaşılır oldu.
Buna tümüyle odaklanmaya "yiyecek pornografisi" diyenler var. Haksız sayılmazlar!
Ama asıl önemlisi...
Hayatımıza daha önce hiç hesap etmediğimiz türde (bir fotoğraf karesinde) "dondurulmuş yiyecekler"in girmesi oldu.
Diyetle aklını bozmuş bir dünyanın yeni "yiyip içme" biçimi bu!
İştah açıcı, doyurucu fakat sıfır kalori!

***

Garsonun bu sözleri üzerine ben ve masadaki iki arkadaşımın hipnozdaymış gibi hemen telefonlarımıza sarılıp tabağı fotoğrafladığımızı da itiraf etmeliyim.
Fotoğraflar tatlıdan daha "leziz" çıktı!
Sonra instagram dosyamı açıp baktım.
Dünyanın dört bir yanında farklı insanlar tarafından çekilmiş birbirinden iç açıcı yiyecek içecek fotoğrafları birikiyordu.
Yoksa bu akım sürekli "anı yakala" diyerek beynimizi kemiren popüler kültüre verdiğimiz alaycı bir tepki miydi?
Öyle ya... Al sana yakalanmış an!
Yemekler, yollar, içtiğimiz çaylar kahveler, gittiğimiz yerler...
Bir kamera yetiyordu anı yakalamaya.
Fakat fotoğrafı çekilmeyen, çekilemeyen anlara ne oluyordu? Bir gün gelecek, onları "yaşanmamış" mı sayacaktık?
***

Yemek fotoğraflarından kalkıp nerelere geldin, diyeceksiniz ama...
Şimdi ister istemez, Italo Calvino'nun bir hikâyesinin kahramanı Antonino Paraggi'yi hatırladım.
Antonino, pazar tatillerini sürekli fotoğraf çektirerek geçiren arkadaşlarını "bize güzel geldiği için fotoğrafı çekilen gerçeklikle, fotoğrafı çekildiği için bize güzel gelen gerçeklik arasındaki adım pek kısadır" diyerek uyarırdı.
"A, ne güzel, hemen fotoğrafını çekmeli!" demenin bizi fotoğrafı çekilmeyen anları hiç var olmamış sanmaya doğru iteceğinden korkardı.
Sonra âşık oldu Antonino.
Sürekli sevgilisinin fotoğraflarını çekti, bundan büyük keyif aldı.
Kız çekip gittiğinde büyük bir boşluğa düştü. Artık sevgilisinin yokluğunu fotoğraflıyordu. İzmarit dolu kül tabakları, boş yatak, vd.
Sonu bir tür çılgınlık gibiydi.
İçine bütün duyguları sığdırabilen bir fotoğrafı aramak umarsız bir çabaydı çünkü.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.