YAZARA MAİL GÖNDER Çıldırmak üzereler!

YAZARLAR

Artık kabul edelim...
Bu toplumda iyicil ve barışçı hasletler yavaş yavaş tatile çıkıyor ve bir daha da geri dönmüyorlar.
Berbat bir şey bu!
Ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım...
Siyasi, sosyal ayrımlar, inanç farklılıkları, görüş ve fikir anlaşmazlıkları günümüz toplumlarının olmazsa olmaz nitelikleridir.
Aksi takdirde bir toplumdan değil, özgül bir topluluktan (cemaat) söz ederiz.
Fakat nefret farklıdır!
Anlaşmazlık, karşıtlık, farklılık başka şeydir; şu sıralarda toplumumuzu etkisi altına alan her şeyi siyasal nefretler üzerinden tanımlama hastalığı bambaşka bir şeydir!
Böyle bir durumda bir toplumu birbirine bağlı ve ayakta tutmak zorlaşır.

***

Biliyoruz, görüyoruz, yaşıyoruz.
Bir kesim Erdoğan ve AKParti nefretiyle yiyor, içiyor, soluk alıyor!
O kadar ki, Tokyo'nun 2020 Olimpiyatlarını kazanması, Türkiye'nin kaybetmesi İstanbul'un kimi beyaz semtlerinde tencere tava çalınarak, silahlar atılarak ve sloganlarla kutlandı! "Tokyo kazandı, Tayyip kaybetti" diye sevinç çığlıkları atıldı.
Şaka değil, aynen böyle!
Sosyal medyayı hiç sormayın, iş "orantısız mizah"tan çıktı, "orantısız alçaklık" noktasına uzandı.
Yarın öbür gün en azından İstanbul'da yerel seçimi kazanırız ve "2020 Olimpiyatlarını biz yapar, şanını biz taşırız" hayalini bile kurmadılar.
Cumartesi gecesi özellikle sosyal medyada öyle acıklı bir nefret ve ahmaklık rüzgârı esiyordu ki, eski Tüsiad Başkanı, Gezi destekçisi Ümit Nazlı Boyner bile dayanamadı, şöyle isyan etti: "Hiç ileriye bakmayacak mıyız? Bu kadar mı bugünün hesabıyla yaşıyoruz?
2020 İstanbul bir gelecek projesiydi.
Onu bile hayal edemiyorsak!"
***
Evet! Hayal bile edemiyorlar.
Çünkü koyu bir umutsuzluğun içindeler!
Ve bu yüzden çıldırmak üzereler.
Umutsuzluklarının nedenleri üzerine düşünmektense nefretlerini ve öfkelerini biliyorlar.
Militer ve otoriter bir talim terbiyenin toplumu eninde sonunda getireceği yer buydu!
İlkokul ezberlerini siyasal program sanacak kadar "büyümemiş" bir toplumsal kesimden başka ne beklenebilirdi ki!
Geldiğimiz noktada, gönül okşayacak şeyler söylememi beklemeyin.
Bu gidiş, iyi değil! Yapılacak şeyler açık...
Birincisi... Tek tek ve yüz yüze hâlâ altından kalkabildiğimiz "birlikte yaşama" becerimizin üzerine titremeliyiz.
İkincisi... Görev her şeyden önce iktidara düşüyor.
Üzerinde iyi çalışılmış "demokrasi atakları"yla bu gidiş durdurulmalı!

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.