YAZARA MAİL GÖNDER Gençler...

YAZARLAR

Bugün "çocuklarımız"dan söz etmek istiyorum.
Belli bir gençlik kesiminden...
Çok sıkılıyorlar, malum.
Tabii kitap okumaktan da...
Yarım bıraktıkları kitapların kapaklarını sosyal medyada paylaşmayı tercih ediyorlar.
Çok vakitleri var; davranışları hiperaktif fakat hayatları pasif! Yine de Yılmaz Özdil stilinde yazılmamışsa, bir makalenin bile ancak özetine katlanabiliyorlar.
İlle de bilmeleri gereken bir şey varsa, bir "büyük"lerinden dinleyip öğrenmeyi seviyorlar.
"İyi de o büyükleri kim?" sorusu, ayrı hikâye!

***

Sorarsan, sinemayı pek seviyorlar.
Fakat "sinema sanatı" denince akıllarına iki saat süren cehennem azabından ötesi gelmiyor. Aralarında "Life Of Pi"nin gelmiş geçmiş en iyi; "Arog"un da gelmiş geçmiş en sağlam politik film olduğuna iman edenler çok.
Yine sorarsan, hayatta hep yoksullardan yanalar!
Ancak o güzelim film "Biutiful"un ve son günlerin bol ödüllü yerli filmi "Zerre"nin yoksulluk anlatısına on dakika bile dayanamıyor; derhal bir romantik komediye ya da casus hikâyesine geçiyorlar.
***

Arkadaşlarla güncel siyasi gelişmeler üzerine laflamayı da seviyorlar.
Yani tavizsiz ve kendinden emin biçimde ilkokul ezberlerini tekrarlamayı...
Üstelik bu ezberleri ilk kez kendileri akıl yürüterek bulmuş gibi bir hava takınmayı da ihmal etmiyorlar!
Kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamayan akranlarını "yanlış bir hayat"ın kurbanları gibi görüyorlar.
"Doğru"nun kendi taraflarında olduğuna dair en küçük bir şüpheleri yok!
Oysa kendi hayatları umutsuz, her anları mutsuz! Hayal kırıklıklarını çevrelerine yönelttikleri haset ve hırs duygularıyla örtmeye çalışıyorlar.
***

Fikri fikirle eleştirmek için iki cümleleri dahi yok! Zaten otomatiğe bağlamışlar; beğenmedikleri her fikrin parayla satın alındığına inanıyorlar. "Fikir denilen şey parayla bu kadar bağlantılıysa, acaba benim şimdiki fikirlerim de parayı bulana kadar mı?" diye bile düşünmüyorlar.
Diyeceğim şu...
Bazen "bu çocuklar hangi kültürel iklimde, nasıl bu hale geldiler?" diye ağır biçimde dertlendiğimi itiraf etmek zorundayım.
Bir genç "sen ne biliyorsun da bu saçma sapan şeyleri iddia ediyorsun, kaç para aldın?" diye tvit attığında mesela...
Donup kalıyorum.
Oysa onları filizlendiren toprak bizden başkası değil!
Bizim talim terbiyemiz, bizim sağlı sollu basmakalıp zihnimiz, bizim iş güç peşinde savrulup temel meseleleri ihmal etmişliğimiz...
Berbat olan biziz aslında, onlar değil! Bunu zamanında fark edemedik.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.