YAZARA MAİL GÖNDER Pazar notları: Gelişmeye bak, hizaya gel!

YAZARLAR

Anlayıncaya kadar çok zaman geçiyor, çok yaş alınıyor: Hayat ardından koşulacak bir şey değil, durup usul usul "yaşanacak" bir şey.

***

Çiftler ya da toplumsal sınıflar birbirlerine "konuşmanın ne anlamı var ki!" demeye başlamışlarsa, ortada apaçık bir kayıp var demektir. Kelimeler artık sadece kelimelerdir. Anlaşma ihtimali kaybolmuştur; ya örtülü biçimde bunun yası tutulmakta ya da bu kaybın yarattığı öfke dışa vurulmaktadır.
***

Değerini bilmek yerini "tadını çıkarmak" denilen şeye bıraktı. Bu berbat noktadan geri dönmek mümkün mü, emin değilim. Şu "Kişisel Gelişim" tayfası var ya, iltifat etmeyi bile "geleceğe dönük bir yatırım olarak olumlu etki bırakma" noktasına kadar götürdüler. "İletişim" deseniz, "başkalarını ikna etmek"ten öte bir değer taşımıyor. "İşi becermek" çoktan anlamını kaybetti; herkese "yarışı kazanması" öneriliyor. Sonuç? Hırslar, hasetler, hayal kırıklıkları ve tükenmişlik duygusu gelişiyor..
***

Arkadaşlar sizin "kişisel" dediğiniz ile binlerce yıllık insanlık geleneklerinin "içsel" dediği aynı şey değil. Aralarında uçurum var.
Anlayın şunu artık!
***

"Başarmak" için içsel yolculuk yapılmaz. "Senin gittiğin yol, o 'yol' değil".
***

İnsanların kibrinden o kadar çok şikâyet ediyor ki, başkalarıyla birlikte yaşamaya katlanamayacak kadar kibirli olduğundan kuşkulanıyorum.
***

Modern insanın en büyük yanılgısı ve hayal kırıklığı "güçlü benlik" arzusu ve arayışıdır. Oysa ödevler yerini toplumsal mecburiyetlere bıraktı; "iyiyi eyliyor, kötüden uzak duruyor muyum?" diye kendini sorgulayan insanın yerini her gün "kendimi iyi mi hissediyorum, kötü mü?" diye soran birey aldı. Buradan güçlü bir benlik değil, ancak dağılma ve parçalanma çıkar.
***

Gözü birbirinden ötesini görmeyen sevgililer yok olup gitmek üzere... Artık onları sadece başkalarının bakışı ilgilendiriyor. Sanki bir TV programındalar ve seyircinin ilgisinin uyanık kalması için ter döküyorlar.
***

Affetmek, unutmak değildir. Karşılıklı bir eylem olarak mümkündür ancak. Hani Levinas der ya, "sen affederken, öteki de kendini affettirir." Affetmek, "yenilenme"dir.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.