YAZARA MAİL GÖNDER Balkondaki lavanta!

YAZARLAR

Sabah ilk iş balkona çıktım.
Baktım. Çarliston biberler hafiften boy veriyor, pembe domateslerin üzeri sapsarı çiçeklerle donanmış. Kiraz domatesin yaprakları buruşmuş ama minicik meyveleri kıpkırmızı.
İçim açıldı.
Hele bodur lavantadan yukarı doğru uzayan o tek bir dalın en ucunda çiçeklenen morluk, beni nasıl heyecanlandırdı!
Döndüm öteki saksılara baktım.
Geceki rüzgârda sardunyaların çiçekleri etrafa dağılmış, sukulentler ise sanki suymuş, şuymuş, buymuş hepsinden uzak tatlı bir uykuda.
İçimden kendimle dalgamı geçtim, güldüm bu halime. Bir yandan da yakın tarihimle hesaplaştım.
Her yılın beş ayını bahçeye açılan bir evde geçirirken bitkilere bu kadar özen göstermiyor, böyle heyecanlanmıyordum.
Bahçeler, kırlar, kasabalar, durmadan gidip gelinen yollar...
Sanki hepsi "satın alınmış" hoş bir peyzajın unsurlarıydı. O kadar!
Şu pencerenin altında lavantalar, şu duvar dibinde yasemin ve hanımeli, sıcakkanlı komşular, biraz ilerde güzel manzaralar...
Hepsinin varlığını bilmek yetiyordu ama gerçekten ilgilenmek...
İşte o bambaşka bir maceraydı.
Bir heves diktiğimiz yaseminlere hakkını vermez, sardunyalarla doğru düzgün ilgilenmez olmuştum.
Çünkü şehirli insanın hızı, hırsı, gerilimi, maddiyat saplantısı kasabanın üzerine bir bulut gibi gelip yerleşmiş, her şeyi gölgeliyordu.
Ben hayal kırıklığımı bastırmaya çalışırken basit sevinçler kayıplara karışıyor, içimde tarifi zor bir melankoli alıp yürüyordu.
Şimdi...
Şehre kesin dönüş yapıp kalabalıkla iç içe ama bir tür inzivadayken daha iyi anlıyorum...
Dışarda bir bahçenin olması aldatıcıymış.
İçinde de bir "bahçe" yeşertmen gerekirmiş.
O zaman küçücük bir apartman dairesi gereğinden fazla büyük bile geliyor insana; sıradan bir balkon ve birkaç cılız saksı kalbini tatlı çarpıntılara sürüklemeye yetiyor.
Az sonra, yazım bitince yani, sardunyaları sulayacağım...
Fakat ürküyorum.
Malum, su bitkiler için olmazsa olmaz bir şey. Ancak bitkiler az suyla yaşıyorlar da çok su verince çürüyüp gidiyorlar. (Ah şu ihtiyaçlar konusu!
Sevgi bile boca edilmeye gelmiyor, bize de, çiçeklere de gereken şey nicelik değil, nitelik!)
Farkındayım, eski günlerdeki gibi alabildiğine kişisel bir noktadan kalkan bir yazı oldu bu. Paylaşmak istedim. Güncel olanın dışına çıkıp "durmak" istedim. Sanırım, buna ihtiyacım vardı. Öyle kabul edin!

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.