YAZARA MAİL GÖNDER 2014 Ekim'inden 2016 Mart'ına...

YAZARLAR

Ne hesapsız bir iyimserlikmiş! Siz belki de şapşallık diyeceksiniz, haksız da değilsiniz.
6-7 Ekim 2014'ten üç gün sonra bu köşeye "HDP kötü bir projeydi, anlamayan kalmadı" diye başlık atmışım.
Şimdi o iki kelimeye; "anlamayan kalmadı" deyişime bakıp kalıyorum.
İnsana inandığım için...
Apaçık olan şeylerin bir daha asla bulandırılamayacağını sandığım için...
Türkiye üzerinde dönen dolapların bile elbette bir sınırı vardır diye düşündüğüm için...
Ne ilüzyonmuş ama!
Üstelik gözünü 60 darbesine açmış, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü, 93 örtülü darbe yılını, 28 Şubat'ı yaşayan birinin yapacağı iş mi bu?

***

Ama yaptım.
Hepimiz yaptık bunu.
Çünkü Türkiye'nin nasıl dört bir yandan sıkıştırıldığına bir türlü uyanamamıştık. Paralel hainlerin üzerine hızla yürüneceği ve artık kimsenin onlara destek çıkmayacağını düşünüyorduk.
6-7 Ekim'de 50 insanımızın hayatını kaybetmesinin kalıcı bir ders olacağını; basın toplantısında boncuk boncuk ter döken Demirtaş'ın bir daha siyaset sahnesinde o kadar rahat hareket edemeyeceğini hayal ediyorduk.
Türkiye solunun kaybetmeyi zevk edinmiş kesimleriyle ittifak yapmanın sonu olmadığına, HDP yönetimindeki siyasi şımarıklığın ayakta kalmayacağına inanıyorduk.
Hepsinden önemlisi o tarihte barış süreci yürüyordu. Barış için çırpınıyorduk ve kendini "aydın" yerine koyanların bize azıcık bile destek çıkmayışlarındaki "hinliği" kestiremiyorduk.
Sonra gördük!
Gördük ki, bir başına Erdoğan ve ona oylarıyla sahip çıkan sokaktaki insan dışında 6-7 Ekim ve sonrasında olup bitenleri anlayıp ders çıkartan olmamış.
***

Zaten yaşadık, biliyoruz; malum medya, muhalefet ve oligarşik sermaye zihinleri daha da karıştırmak için elinden geleni ardına koymadı.
Düşünebiliyor musunuz? 2015 Mayıs ve Haziran'ında Nişantaşı, Etiler ahalisine "bütün Türkiye'nin yeni sol partisi" olarak HDP lanse ediliyordu.
Böyle böyle...
İtişe kakışa...
Uykudan uyanmak için kendimizi duvarlara çarpa çarpa...
O sözünü ettiğim 2014 Ekim'inden bugüne; 2016 Mart'ına geldik.
Şimdi baktığımda...
Ne yalan söyleyeyim...
1 Kasım'ı ayrı bir yana koyarsak...
Milletin kendi bağrından siyaset alanına aktardığı o muazzam enerjinin büyük kısmının heba olup gittiğini görüyorum.
Hâlâ paralel kötülük ve darbe kumpaslarıyla mücadele ediyoruz.
Hâlâ HDP'nin berbat bir proje olduğunu Kürtlere ve CHP'lilere anlatmaya çalışıyoruz.
Neden hâlâ?
Herkes dönüp bu soruyu kendine sormalı.
Daha fazla vakit kaybına Türkiye'nin tahammülü yok!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.