YAZARA MAİL GÖNDER Partisi utansın!

YAZARLAR

2008 yılıydı.
Abbas Güçlü'nün Kanal D'deki programında bir öğrencinin "Devlet Dersim konusunda özür dilemeli mi?" diye sorması üzerine...
Programda milletvekili olarak bulunan aynen şu sözleri söylemişti: "Bu acı olayın tarihteki yeri ve konumunu çok iyi değerlendirmek lazımdır. O coğrafyada isyan olmasın diye özel bir yasa çıkarılmıştır. Dersimliler vergi ödemesin diye. Yine okullaşma oranı başlatılmıştır. Ama sonuçta bir isyan çıkmıştır ve isyan bastırılmıştır. Dolayısıyla özür dilemek ve dilememek gibi değil. O günün koşullarında olan bir olaydır. Dolayısıyla bu olayı öyle Cumhuriyet tarihinin karanlık olayı olarak da algılamamak gerekir."
Programa dinleyici olarak katılan öğrenciler hiçbir şey anlamamışlardı tabii.
İmkânsızdı. Hele araya neden girdiği belirsiz "okullaşma oranı" lafı falan.

***
Kılıçdaroğlu buydu. Bu kadardı.
Zihni berraklıktan uzak, klişeler imdadına yetişmediğinde konuşamayan, sadece birileri "doldurursa" sular seller gibi coşan bir siyasetçi.
Fakat ne oldu?
Kaset komplosu, şusu busu derken CHP'ye genel başkan yapıldı.
Sabah dediğini akşam inkâr ederek, üç lafı arka arkaya getiremediği için aralara saçma sorular serpiştirerek ve konu özellikle Cumhurbaşkanıysa açıktan hakaret ederek partisindeki yerini sağlamlaştırdı. Bundan utanıp sıkılacak olan halk değil, partisidir.
***
Şimdi oturmuşuz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'na nasıl hakaret ettiğini konuşuyoruz.
Tartışmaya gerçekten değer mi, emin değilim.
Sokak jargonunun dibini bulmuş koskoca bir adam, kızsak, tartışsak ne fayda!
Üstelik "Bakan'ın erkeği, kadını olmaz, bakan bakandır" gibi saçmalamalarla söylediklerini çevirmeye çalışıyor.
Burada asıl üzerinde durmamız gereken iki nokta var:
Birincisi...
Bu olaydan sonra CHP grubunun bu konuşmaya hiç tepki göstermeyen kadın vekilleri bittiler! Artık hiç feminizan laflar etmeye kalkışmasınlar, gülünç olurlar.
İkincisi...
Düşünün, oligarşik medyanın üç beş oyun kurucusu yıllar boyu ne biçim tipleri milletin önüne lider diye sürdü. Nasıl olsa ülkeyi kendileri yönetiyordu ya, ne önemi vardı.
Hatırlıyorum, Kılıçdaroğlu, ilk çıktığında "Gandi Kemal" diye pazarlanmıştı.
Demirtaş, "büyük insanlığın" bağlama ustasıydı, hatta bir ara Sarıgül vardı ve onunla "sevgi kazanacak"tı.
Bu oltaları yutanların her geçen gün azalması ülke için ne büyük kazanç, farkındasınız, değil mi?
***

NOT DEFTERİ

Zamanın olmadığı bir bölgeye hapsedildik. Çok mutlu olunduğunda harika bir şey, ama acı çekiliyorsa cehennem (...) Bazı avutma girişimleri acıyı on kat artırır. O yüzden susuyorum.
AMELIE NOTHOMB
(Kış Uykusu)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.