Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Hangi sağlık?

'Bugün Batı toplumlarında 'en yüksek iyi' ne anlama geliyor? Günümüz insanının zihnindeki derin şimdi ve gelecek hedefi ne? Adalet mi? Kardeşlik mi? Eşitlik mi? Hayır! Acıdan olabildiğince uzak durmak, rahatlık ve sağlık! En yüksek iyiden ve toplumsal gayeden anladığımız bu. Peki bir toplum neyi iyi sayarsa bütün politikalarını ona göre şekillendirir gerçeğini inkâr edebilir miyiz?"
Bu sözler Yuval Levin'in...
Bir bioetikçi ve siyaset analisti.
Bir zamanlar "Obama döneminin en parlak entelektüeli" falan sayılıyordu ama ünü geçti gitti.
Siz işin o yanını bırakıp alıntıladığım sözlerine bakın ve sorusunu içinizden tekrarlayın.
Malum globalizm dedikleri dünyanın tamamını Batı kılmaktır. Dolayısıyla Levin'in anlattıklarına yabancı değiliz.

***
Biliyorum, bugün gündemde yazacak çok şey var.
Fakat geçen cumartesi "Sağlık olsun ama fazla abartmamalı" başlıklı yazımda konuya bugün devam edeceğimi söylemiştim. Sözümü tutmayı tercih ettim.
Sağlık önemlidir elbette.
Fakat aynı zamanda değerlidir de. (Bu iki kavram başka şeylere işaret eder, onu genellikle gözden kaçırıyoruz.)
Neden sağlık değerlidir?
Bunun cevabını geleneksel toplumlarda buluruz.
Sağlık "verilen" bir şeydir; nimettir, emanettir.
Modern toplumlar ise sağlığı bir "kazanç" gibi tarif ediyor.
Sonuçta ne oluyor?
Sağlıklı bir toplum her şeyi halleder sanılıyor ve insanlar sağlıklı biçimde birbirinin gözünü oymaya devam ediyor.
***
Sağlık politikalarını bu çizgiye oturtmanın muhtemel tehlikelerinden birine "Imagining The Future" adlı kitabında Yuval Levin üç aşağı beş yukarı şu sözlerle değiniyor: Gün gelecek, toplumun baş gayesi hedonistik (hazları yücelten) konfor olunca, siyaset de ıstırap kaynaklarını kurutmakla uğraşmak yerine, ıstırap çekenleri bertaraf etmek isteyecektir.
Doğrusu şimdiden gündelik hayatta bu "kafa"nın örneklerine sık sık rastlıyorum.
"Ah şekerim, artık çevremde dertli insan istemiyorum, bütün dengemi bozuyorlar, ne gerek var!" deyip duran tiplerin eline siyaseti bıraktığımızı düşünün!
Ne ürkütücü, değil mi?

***

NOT DEFTERİ

Hugo Chavez 2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Bush'tan bir gün sonra konuşmak üzere çıktığı kürsüde önce istavroz çıkarıp sonra şunları söylemişti: "Şeytan dün buradaydı, hâlâ kükürt kokusunu alabiliyorsunuz." (...) Chavez'in burnu, en az Gogol'ün burnu kadar gerek bu dünyaya. GÜVEN ADIGÜZEL (İtibar dergisi/Mayıs 2016)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA