YAZARA MAİL GÖNDER Dursan da, koştursan da boş!

YAZARLAR

Bilmem farkında mıyız? Sevgi kavramını durmadan yüceltiyoruz ama sevmek eylemi yerlerde sürünüyor... Sevilmek için yalvarmanın, ele geçirmek için köşeye sıkıştırmanın, hiç vermeye yanaşmadan sürekli almaya çalışmanın ve sürtünme ısısının adı "sevgi" olup çıkmış. Yol yakınken, buradan dönmeli! Mızmızlıklar yerine sevincin izlerini takip etmeli. O yolun sonunda gerçek sevgi var.

***
Sevilmeyen insan serpilip büyüyemez. Bu kesin! Fakat bazıları da vardır ki, sevile sevile; pohpohlanarak, okşanarak, alkışlanarak küçülür. Sağlam bir düşmanı, ruhumuzu kemiren bir dosta yeğ tutmalı!
***
Ne yapsanız, size bayılıyor; ne deseniz, göklere çıkartıyor... Dünyada kendi başına yokmuş da, sizinle birlikte var oluyormuş gibi hani... Siz bakmayınca, o da bakmıyor; siz görmüyorsanız, o hepten kör dünyaya... Siz söylemeyince, kızmıyor, sevinmiyor. Bir tuhaflık olduğu kesin. Fakat "seviyor işte!" deyip geçiştiriyorsunuz. Etrafınıza inşa edilen duygusal hapishane tamamlandığında dışarı çıkabilmeniz için geç olacak!
***
Huzursuz insanlar "huzur" diye tutturdular. Nerede bulacaklarını bilemiyorlar ama sürekli arıyorlar. Oysa "huzurda oldukları"nı bilseler, bunun anlamını kavrasalar, yetecek!.. Yoksa ateşler içinde kavrulan bir dünyada "huzur içinde yaşamak" da neymiş? Böyle bir arzu en hafifinden ayıp kaçıyor!
***
Bazen onlara bakıp çok dertleniyorum. Çok yakınımdalar. Sizin de öyledir. Ve sayıları ne çok! Hayatlarını değiştirmeleri gerek. Hem de acilen. Fakat kıpırdamıyorlar. Değişim sanki piyangodan çıkacakmış gibi öylece bekliyorlar. Oysa geçiyor ve bekledikleri gelmiyor.
***
Çağın en büyük takıntılarından biri "boş zaman korkusu" sanırım. Üstelik bunu çocuklara da aşıladık; bir kurstan ötekine; bir hobiden başka bir hobiye koşturuluyorlar. Yine de en iyi bildikleri şey can sıkıntısı... Boş zaman geçmesin diye koşturarak zamanı boşa harcıyoruz. Panzehir mi? Kaybettiğimiz anlam ve hayret duygusunu geri kazanmak... Yoksa dursan da boş, koştursan da...

Güzel şeyler
Yıllar sonra dostlara varıp bir sade kahve eşliğinde hasret gidermek...
Aydede Balık Evi (Küçükkuyu)
Sabahın çok erken saatinde ortalıkta kimseler yokken buz gibi suya girip yüzmek, yüzmek, yüzmek... Ne uzun zamandır yapmamışım, çok iyi geldi.
Susurluk tostunun artık anıları güzel, kendisinde bir yavanlık var. Ya da bana öyle geldi.
KOBO ereader'ım yolculuklarımın ve kahve molalarımın en iyi dostu oldu.
Bir de Türkçe kitaplar için doğru düzgün yayıncılarla anlaşsalar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.