Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Siyasetin amatörleri profesyonellerden daha mı kavgacı?

İnsan ilişkilerinde "Üslup" tabii ki önemlidir.
Kavgacı, hırçın, saldırgan üslup sahibi kişilerle zor dostluk kurulur.
Bırakın dost olmayı, onlarla diyalog kurmak bile size zor gelir.
Ama siyasetin dünyasındaki ilişkiler, normal insani ilişkilerden farklıdır.
Siyasette bir kişinin başarılı olması, rakiplerinin başarısız olmasına bağlıdır.
Neticede işin özünde "İktidara sahip olmak kavgası" vardır.
Kitaplarda ve teorilerde demokratik çok partili siyaset için her ne kadar "Hizmet yarışı" tanımlaması yapılsa da, bu rekabet aslında kıran kırana bir mücadeledir.
Bir seçimde kazanan iktidara, icraata ve devlet gücüne sahip olur.
Kaybeden de "Bize millet muhalefet görevi" verdi diyerek, en az dört yıl sürecek pasif bir yaşam sürecine girer.
Artık onun için gelecek seçimi beklerken iktidardakilere laf yetiştirmekten başka yapacak iş kalmamıştır.
Bir de arkası arkasına girdiği tüm seçimlerde kaybeden ve tüm siyasi hayatı "Muhalefet görevi" yapmaya adanan siyasetçiyi düşünün.

İdamlık ve bayramlık
Önünde bulunan dönemde de iktidara gelmek gibi bir şansa sahip olmadığını düşünüyorsa sorunlara çözümler üretip, topluma alternatif siyasetler sunmak yerine iktidardakiler ne yaparlarsa ve ne derlerse bunları kınar, protesto eder, olayı bir seçim değil bir rejim meselesi haline dönüştürür.
Bu ruh hali ve bu üslup doğal olarak iktidardaki siyasetçileri de etkiler.
Sonunda siyaset "İdamlık ve bayramlık kaftan bulundurmak" anlayışı içinde ele alınmaya başlanır.
İktidara sahip olmanın rahatlığı, iktidarı elden bırakmamak endişesi ile yer değiştirir.
Kronik muhalif olmanın getirdiği üslup sertleşmesi, iktidardakilere de sirayet eder.
Uzlaşmaların, asgari müştereklerin ve birlikte yaşamanın rejimi diye bilinen demokrasi, bir kavga ortamı görüntüsüne bürünür.
Bu ortamın daha da gerginleşmesine katkıda bulunanlar iki farklı kategoride ele alınabilir.
Birinci kategoride yer alan "Aktif siyasetin içinde bulunanlar"daki üslup sertleşmesinin nedenlerini yukarıdaki satırlarda ele almaya çalıştım.
"Bu sert üslup seçim sandığına nasıl yansır" sorusunun cevabı belli değildir.
Son dönemin en yumuşak üsluplu, en icraatçı ve en az sinirlenen siyasi lider figürü Turgut Özal değil miydi?
Ama sonunda onun partisi de sandıkta kaybetmedi mi?
Bunun gibi sürekli sert üslup sergileyen Deniz Baykal da, partisini her seçimde yenilgiye götürmedi mi?

Tribündeki kavgacılar

Siyaset ortamını sertliğe sürükleyen ikinci kategori ise, tribünden takımlarını gaza getirenlerdir. Bunlar gazeteci de olabilir, taraftar da olabilir.
Tutmadıkları parti iktidar olunca sanki iktidar ellerinden alınmış gibi hissederler.
Veya tuttukları iktidardaki parti herhangi bir konuda eleştirilince sanki o konudaki karar alınırken kendilerine danışılmış gibi, eleştirenleri olmayan iktidarlarına tehdit olarak görürler.
Bu arada bir önemli gerçek unutulur.
Siyasetçiler birbirleri hakkında ne tür bir sert üslup kullanırlarsa kullansınlar, sonunda bir arada bulunmaya mecburdurlar. En amansız rakipler gerekirse koalisyon kurarlar. Birliktelikleri düşünülemeyenler bir bakarsınız aynı siyasi partinin listelerinden aday gösterilirler.
Ama siyaset dışı kesimler birbirleri ile kavgalı olunca, bu kan davasına dönüşür.
Aynı mesleğin sahipleri birbirlerinin gözlerini oymaya çalışırlar.
Kavga ve kamplaşma ortamının sergilendiği siyasete tribünlerden katılanların, kraldan fazla kralcı olmaktan vazgeçmelerinin zamanı gelmiştir, geçmektedir.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA