Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Gaziantep hem kültür hem de lezzet demektir...

Okan Üniversitesi'nin gelenekleşen "Gaziantep Zirvesi"ne katılmak için üç günümü dedelerimin kentinde geçirdim.
Babam Cemil Sait Barlas'ın (1905-64) anısına yapılan görsel anıtın açılışı ve adının bir caddeye verilmesi dolayısıyla yapılan törene de katıldım.
Gaziantep Belediye Başkanı Dr.Asım Güzelbey bu törenin yapılacağını son ana kadar bana bir sürpriz olsun diye duyurmamıştı.
Gaziantep'te Okan Üniversitesi'nin düzenlediği "Kadın ve Girişimcilik Paneli"nde de konuşmacılar arasındaydım.
Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Bekir Okan, Gaziantepliler Vakfı başkanı İnal Aydınlı, Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in açılış konuşmaları yaptıkları panelde, konuya ilişkin görüşlerini ve bulguları açıklayan katılımcılardan çok şeyler öğrendim.

Muhteşem bir müze
Bir "Kültür Kenti"ne dönüşme sürecindeki Gaziantep'te, Belediye'nin 18 ayda yapıp tamamladığı "Zeugma Müzesi" dünya çapında bir olay. Başta Gaziantep Kalesi olmak üzere onarılan tarihi yapılar, kültür kentine uzanan yolun temel taşları.
Bu üç günde Fırat kıyısındaki Halfeti'ye de gittim. Tekne gezisi ile batık yerleşim merkezlerini, suyun üzerinde sadece minaresi kalan camileri de gördüm. Birecik Köprüsü'ne karşı Fırat kıyısında güneşin batışını da izledim.
Gaziantep aynı zamanda hem mutfak hem de müzik demektir... Popstar'ın İhsan Güvenç'ini de dinledim bu arada.

İmam Çağdaş lezzetleri
1887'den beri lezzet üreten İmam Çağdaş lokantası, şimdi üçüncü kuşaktan Burhan Çağdaş tarafından yönetiliyor.
İmam Çağdaş'ta "Ali-nazik" yerken, patlıcan, kıyma kebabı ve yoğurt alaşımlı bu nefis yemeği çok seven ama adını hatırlamadığı için daha sonra kaynanasına "Bana Osman Kibar yemeği yapar mısınız" diyen İstanbullu gelini hatırladım.
Antep'e gelin gelen Amerikalı genç kadına da nezaketsizlik olmasın diye "Gavur-dağ Salatası"nı "Ecnebi-dağ salatası" diye tanıtmamışlar mı yakınları?
Antep Mutfağı'nı standartlara oturtmaya çalışan Tahir Tekin Öztan'ı ve Şirehan'daki "Sahan" lokantasını anmadan geçemem. Özellikle "Çağla aşı" ve "Yenidünya kebabı" tadılması gereken lezzetlerdi.

Tahmis'in menengiç kahvesi
Birecik'te Fırat Nehri'ne bitişik "Kıyı Restoran"da şef Mustafa Bozkurt, bana patlıcan kebaplı öyle bir dürüm hazırladı ki, Barselona'nın "El Bulli"sinin dâhi aşçısı Ferran Adria bu dürümü tatsa herhalde kıskançlıktan çatlardı.
Gaziantep'i anlatırken 1640'tan beri hizmet veren, "Menengiç kahvesi" ile ün yapan ve şimdi "Tahmis Kahvesi"ni ve gece-gündüz bu işletmenin başında bulunan Mehmet Dedekurt'u unutmamalıyız.
Ekonomik açıdan Gaziantep'i en fazla ilgilendiren konu "Suriye Krizi" şu anda.
Halep'le Gaziantep'in adeta tek kent olduğu günler krizle sona ermiş. Düşünün ki o dönemde bir turistik mekândaki 1000 kişiden 400'ü Suriyeli olurmuş.

Krizin bir sonucu
Suriye krizinin vurduğu Türk firmalarından biri de Güriş değil mi? Yapımı yarıda kesilen çimento fabrikalarının Güriş'e faturası 70 milyon dolar civarında. Buna karşı Fransızların Lafarge'ının çimento fabrikası, ürününe yüzde 40 zam yaparak faaliyetini sürdürüyor Suriye'de.
Demek ki Suriye ile Fransa ilişkilerinde Fransız diplomasisi daha ustalıklıymış.
İhracatı 5 milyar dolara ulaşan Gaziantep'te bu sayının yüzde 40'ını Irak'a satılan mal ve hizmetler oluşturuyor şu anda... Yani Irak'la da Suriye'dekine benzer bir kriz olursa bu Gaziantep'i fena vurur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA