YAZARA MAİL GÖNDER Erdoğan'a göre AB Türkiye'ye saygısız davranıyor

YAZARLAR

Siyasi gelişmelere gerçekten ilgi duyuyorsanız ve Türkiye'nin geleceğe dönük gündemini birinci elden öğrenmek istiyorsanız, Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarını dikkatle izlemeniz şarttır.
Bazılarımız bu konuşmalardan çok, bunlara dönük eleştirileri izlemeyi tercih edebiliriz. Bu da doğaldır...
Ama bazılarımızın olması istenenleri değil, olacakları bilmek istememiz de aynı şekilde doğal değil midir?
Bu açıdan Başbakan Erdoğan'ın AB ülkelerinin Ankara'daki büyükelçilerine verdiği yemekli davetteki konuşması, dış politikamızın gelecekteki çizgisini ve AB'ye karşı izlenecek siyaseti göstermesi açısından gerçekten çok önemliydi.
Bazı bölümleri belleklerimize kaydetmemizin yararlı olacağını düşünüyorum.
Örneğin Türkiye'de AB'ye karşı bir hayal kırıklığı var ve bu sitem dolu cümlelerle Başbakan'ın konuşmasına yansımış durumda:

Saygısızlık var
"- Son 5 dönem başkanlığında diğer bir deyişle 2.5 yıldır tek bir fasıl müzakereye açılmamıştır. Genişleme tarihinde bir ilk olan ve Türkiye'ye karşı saygısızlık olarak nitelediğimiz bu durumun devam etmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Siyasi blokajların kalkması halinde Türkiye 12 ayda 10 faslı, 18 ayda ise 15 faslı açabilecek durumda ve kabiliyettedir. Biz Türkiye olarak süreci yeniden hızlandırmak noktasında son derece kararlıyız. Ancak asıl önemli olan Avrupa Birliği tarafının bu iradeyi göstermesidir. Artık AB'den somut adımlar, somut kararlar bekliyoruz."
Başbakan konuşmasında "Şanghay Beşlisi"nin AB'ye dönük bir siyasi şantajın konusu olmadığını da çok açık vurguladı:

Sadece "Şanghay Beşlisi" yok
"- Yükselen Asya ile stratejik ilişkiler kuruyoruz. Şanghay İşbirliği Örgütü ile diyalog ortaklığı tesis ettik ve ASEAN ile kurumsal ilişkiler kurduk. Arap Ligi'nde gözlemci üye olmanın yanı sıra Hindistan ve Çin ile birlikte Afrika Birliği'nin üç stratejik ortağından biri olduk. Karayip Devletleri Birliği'ne gözlemci üye olduk. Amerika Devletleri Örgütü ve Mercosur ile diyalog ve işbirliği mekanizmasını tesis ettik. Bu ilişkileri, AB ile ortaklığımızın alternatifi olarak değil, bu stratejik ilişkiyi güçlendirici unsurlar olarak görüyoruz."
Başbakan Erdoğan, AB kapısındaki 54 yıllık bekleyiş sürecinde Türkiye'nin yaşadıklarını da çok çarpıcı biçimde anlatırken, krizlerimizde "Dış dinamikler"in etkisini de vurguladı:

Dış dinamiklerin etkisi
"- Türkiye AET'ye üye olmak için başvuruda bulunduktan sadece 10 ay sonra bir askeri müdahaleye maruz kaldı. Sonrasında 1971, 1980 ve 1997'de Türkiye demokrasisi müdahalenin hedefi olmuştur. Bunun yanında 1950'den itibaren Türkiye çeşitli ekonomik krizler yaşamış, belli büyüme ve refah dönemlerinin ardından kazanımlarını ciddi şekilde kaybetmiştir. 30 yıldır süren bölücü terör de Türkiye'de demokratikleşme adımlarını ciddi manada sekteye uğratmıştır. Ancak kabul edilmelidir ki bütün bu sorunlarda iç dinamikler kadar hatta onlardan ziyade dış dinamiklerin de etkisi vardır."
Yazının başında da söylediğim gibi, Erdoğan'ın konuşmalarına yönelik eleştirileri izlediğimiz kadar bu konuşmaları da dikkatle dinlemekte de sayısız yarar vardır...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.