YAZARA MAİL GÖNDER Müslüm Gürses toplumun duygusallığının simgesiydi...

YAZARLAR

CHP 1965'in mayıs ayındaki genel seçimlere "Ortanın Solu" sloganı ile girmiş ve büyük bir seçim yenilgisi almıştı.
Türkiye'nin nüfusu 1965'te 31 milyondu...
O seçimde Adalet Partisi oyların yüzde 52.8'ini alarak tek başına iktidara gelmiş ve Süleyman Demirel ilk kez Başbakan olmuştu.
CHP'nin oy oranı ise yüzde 28.7'ydi.
Seçimin ertesi günü İsmet İnönü ile CHP Genel Merkezi'nde görüştüm.
Cumhuriyet gazetesi için bir söyleşi yaptım.
İnönü yorgun olmaktan öteye seçim sonuçlarından ötürü üzgündü.
Ona sormuştum:
- Ortanın Solu sloganı acaba emekçi sınıflar tarafından doğru algılanamadı mı?
Bu sorum İnönü'yü öfkelendirmişti...
- Türkiye'de sınıflar ve sınıf farkları yoktur. Türkiye'de köylüler ve kentliler vardır. CHP sınıf farkları üzerinden siyaset yapmayı reddeder.
Bu doğrultuda şeyler söyleyerek Ortanın Solu'nu kendince yorumladı rahmetli İsmet İnönü...

Köylüler ve kentliler

Kendince haklıydı İnönü... Atatürk ile birlikte kurdukları ve kendisinin önce Başbakan sonra da Cumhurbaşkanı olarak yönettiği Türkiye'nin ağırlıklı niteliği "Köylülük"tü. Düşünün ki 1927'de nüfusun 3 milyon 306 bini kentlerde, 10 milyon 342 bini ise köylerde ve beldelerde yaşıyordu.
Ya bugün durum nasıl?
2009 yılı nüfus sayım sonuçlarına göre kentlerde yaşayanların sayısı 54 milyon 807 bin kişiye çıkarken, köy ve beldelerdeki nüfus ise 17 milyon 754 bindi.
Örneğin 1980-2009 döneminde kent nüfusu 2.8 kat artmış.
Ne var ki bu çok kökten yapısal değişime karşın, bugün de sınıfsal çelişkiler üzerinden siyaset yapmak pek mümkün değil.
Köylüler kentli oldu ama bu değişim Türk toplumunun tarımdan endüstriye ve hizmet sektörüne geçen emekçilerine "Proletarya bilinci" getiremedi.
Yeni seçimlerde de seçmenler partilerin ortanın sağında mı solunda mı olduklarına pek bakmıyorlar.

Hizmet ve duygu...
"Hizmet"
oy dağılımının en ağırlıklı yönlendiricisi.
Bir de "Duygular" var.
Dün toprağa verdiğimiz Müslüm Gürses'i bu "Duygu" öğesinin simgelerinden biri olarak görebiliriz.
Köylüyü de kentliyi de, merkezliyi de varoşluyu da, Beyaz Türk'ü de kendini Siyah Türk olarak görenleri de, Batıcıyı da gelenekçiyi de, Müslüm Gürses aynı duygu ortamında birleştirmedi mi?
Türküyü de popu da arabeski de alaturkayı da aynı içtenlikle yorumlarken, farklı kesimlerden insanlar onu
"Müslüm Baba" olarak kabul ettiler. "Müslüm Gürses Olayı"ndan özellikle siyasetçiler dersler çıkartmalıdır.
Duygusallığı ağır olan bir toplumuz.
İnsanlar siyasetçilerin "Kendileri gibi" olanlarını seviyor.
Dün akşam Müslüm Gürses'ten "Paramparça"yı dinliyordum. Bir baktım ki Fransız okulunda okuyan 10 yaşındaki torunum Faruk bir köşeye çekilmiş ağlıyordu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.