YAZARA MAİL GÖNDER Muhalif siyasetçi olmak ne kadar kolaymış meğer

YAZARLAR

Bazı konuşmaları dinlediğiniz zaman "Biz Türkiye'de geçmiş yılları hiç yaşamadık galiba" diye düşünüyorsunuz ister istemez.
"Kayıp Yıllarımız" galiba hiç yaşanmadı.
Paramızın pul değerinde bile olmadığı, devalüasyonlar ve döviz krizleri sarmalında geçen yıllarımız... "Seçkin" Türk vatandaşlarının Amerika'nın "Green Card"ına sahip olma rüyalarını gördüğü yıllar.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun dün Rixos Otel'deki "CHP İş Dünyası Diyalog ve Dayanışma Birimi, İş Dünyası ve Meslek Örgütlerinin Sorunları ve Çözüm Yolları" toplantısında yaptığı konuşmayı izlerken, yine "Biz Türkiye'de geçmiş yılları hiç yaşamadık galiba" diye düşündüm ister istemez.
Konuşmanın ekonominin değerlendirildiği bölümünü İHA'dan aktarayım:
Bir ülkenin Başbakanı 'benim param çok değerli' diye övünmez, övündüğü an bütün dünya liderleri onu dünyanın 'en cahil başbakanı' olarak tanımlar" diyen Kılıçdaroğlu, paranın yerinde ve değerinde, gerçekçi kurun üzerinde olması gerektiğini kaydetti.

Cahil demek ne kolay...

Kılıçdaroğlu, "Şu anda kamu yönetimi ve ekonomi yönetiminde büyük bir başıbozukluk var. Bir bakan diyor ki, 'frene basın', o basıyor. Öbürü 'çek' diyor, 'ayağını gaza bas' diyor. Ve sonunda ekonomi ne hale geldi hepiniz biliyorsunuz.
Ekonomi yönetimi ciddi bir şeydir. Alınan kararların sağlıklı olması ve arkasında durulması lazım" diye konuştu.
Acaba bu konuşmayı kazara Yunanistan'ın, İtalya'nın, İspanya'nın veya Güney Kıbrıs'ın siyasi liderleri dinleselerdi "Bu kişi herhalde dünyanın en cahil siyasetçisi.
Kendi ülkesinin ekonomisinin sağlığının ve sağlamlığının farkında değil"
demezler miydi?
Ne kadar yanlış değil mi böyle "Cahil" gibi kavramları çekinmeden kullanmak.
Ben yazıda bunu Kılıçdaroğlu için mizahi içerikte kullanırken açıkçası utandım.

Görevi tehlike mi?

Ama Kılıçdaroğlu'nun dilinin kemiği yok.
"Barış Süreci" için söyledikleri de şunlar:
"Hiçbir zaman bu ülkede yaşayan 76 milyon yurttaşın her birinin 'ben barış istemiyorum' dediğini duymadım. Hepimizin ortak talebi budur. Soru şu: Barış ama nasıl?
Devlet doğrudan gidip terör örgütüyle görüşemez. Devlet hukuki bir kurumdur, saygınlığı olan bir kurumdur.
Devletin organları suç işleyen organlarla yan yana gelmezler, konuşmazlar."
ABD yapımı "Görevimiz Tehlike" filminin bir bölümüne atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, "Hiçbir devlet kendisini yasa dışı bir organizasyonun içinde göstermek istemez. Biz ne yaptık?
Masanın bir ucunda Abdullah Öcalan diğer ucunda Recep Tayyip Erdoğan oturuyor. Siz bundan sonra dünyanın hiçbir ülkesinde 'PKK terör örgütüdür' diyemezsiniz. Deseniz de ikna edemezsiniz. Neden? 'Siz terör örgütüyle konuştunuz, konuşmasaydınız.
Konuştunuz, anlaştınız.
Niye şimdi onun terörist olduğunu söylüyorsunuz?' derler."
-Kılıçdaroğlu 'CHP bize destek versin' diyorlar. "Verelim ama düşünceniz ne? Bilmiyoruz.
Bilmediğimiz şeye nasıl destek vereceğiz?
Onlarca rapor yazdık, yol haritası belirledik, söyledik. Hâlâ bize 'Sizin çözümünüz nedir?' diye soruyorlar. Yani inanmasam herhalde bunlar okuma-yazma bilmiyor diyeceğim" ifadelerini kullandı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.