YAZARA MAİL GÖNDER Bazılarının nostaljisi bazılarının ıstırabıdır...

YAZARLAR

Bugün olup bitenleri eleştirirken, yarın ne olacağını bilemediğiniz için genellikle "Eski güzel günler"i eleştirilerinize dayanak kılarsınız. Modacı Karl Lagerfeld'in her konuya nostaljik takılanlara verdiği tepkiyi hatırlarım hep... "Eski güzel günlerden söz edenler bilmelidir ki günler eskimez, insanlar eskir. Bugün güzel olan neyse ona bakmak gerekir" demişti Lagerfeld.
Gerçekten de nostalji, kişiye göre değişen dünleri ifade eder.
Yunancada "Nostos" geriye dönüş, "Algos" da acı çekmek demekmiş. Demek ki derin anlamıyla zihinde düne dönüşün sebep olduğu acıya "Nostalji" deniliyor.
Bugün "Kürt Realitesi"nin kabul edilmesini, "Barış Açılımı"ile de kalıcı ve demokratik bir çözüme bağlanmasını amaçlayan siyasi girişime karşı çıkanların "Eski güzel günler"e gönderme yapmaları mümkün mü?
Kendi vatandaşlarını yok sayan veya kendi toplumunun farklılıklarını tehdit olarak gören bir devlet anlayışını özlemek, acaba evrensel akla sığar mı?

Hangi eski güzel günler?

Biliyoruz ki "Eski güzel günler"de olup bitenler arasında Dersim Kırımı da, Diyarbakır Cezaevi de var.
Aslında her insanın ve her meslek sahibinin eski güzel günlerden anladığı birbirinden çok farklıdır.
Darbecilerle işbirliği yapan, attığı manşetlerle mesela Ahmet Kaya'nın hayatını karartan bir gazeteci için 28 Şubat postmodern darbe dönemi, 1000 yıl sürmesi gereken eski güzel günler arasındadır.
Tek kanallı televizyon döneminde TRT'de program yapan bir medya mensubu için, rekabetin olmadığı, her programın en fazla izlendiği eski güzel günler özlenmez mi?

Eski gazeteciler

Açıkçası ben de "Medya-tower"ların olmadığı, gazeteciliğin bir usta-çırak ilişkisi üzerinde oluştuğu eski güzel günleri zaman zaman özlerim.
1960'ların Cumhuriyet gazetesinde Agop Arad'ın odasında toplanırdık. Burhan Felek de katılırdı bazen bize. Elif Naci, Ali Ulvi, Selmi Andak, Ergun Balcı değişmez isimlerdi. Günün yorgunluğunu kahkahalarımızla giderirdik.
Sürekli nostaljik takılan yarı meczup bir de ayakkabı boyacısı vardı odanın müdavimleri arasında. Bu adamcağız bazen Suriye Ordusu'nda Cemal Paşa'nın bayraktarı olduğunu iddia eder ve Lawrence'in yönlendirdiği Araplara, sancağı nasıl teslim etmediğini anlatırdı.

Sesi kısılırmış

Bir gün kendisinin Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal'in de emir eri olduğunu söyledi. Bu döneme ilişkin olarak da bir nostaljik senaryo yazmıştı kafasında... Şöyle anlatmıştı:
- Mustafa Kemal Paşa heyecanlandığında sesi kısılırdı. Mesela Büyük Taarruz için emir verecekken de sesi kısıldı ve "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri" komutunu benim bağırarak söylememi emretmişti.
Evet... Nostalji geriye dönüşü acı çekerek yaşamaktır.
Nostaljinin tedavisi ise başkalarının nostaljisinde bulunur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.