YAZARA MAİL GÖNDER İyi ki eski köprülerin yıkılması için dava açmıyorlar

YAZARLAR

Çekilen sıkıntıların geride kalacağına dönük ümidi seslendiren dervişane söylemi hepimiz biliriz:
- Bu da geçer yahu!
Yine biliriz ki aslında geçen zamandır... Sıkıntılarınızın nedenleri olan problemli durumlardan bazıları yarınlara aktarılır. Eğer bunların tümden yok oldukları yanılgısına düşerseniz, ummadığınız zamanlarda yine sizi sıkıntılara sokarlar.
Sosyo-politik yaşamımızı sürükleyen serüvenlerimizi hatırlayın.
"Çok değiştik, Türkiye eskisi gibi değil artık" diye inanmaya başladığımız zamanlarda eski yapıdan kalan sorunların bazen, geçmişteki şiddetleriyle gündeme egemen olduklarını çok görmedik mi?
Kısacası "Devrim" ölçeğindeki değişimler bile, sosyo-politik yapıları, kültürü, gelenekleri, alışkanlıkları tümden sıfırlayıp, geçen zamanla birlikte buharlaştıramıyorlar.

Muhalefet krizi
Belki bu nedenle siyasetin felsefesini yapan figürler "En güçlü savaşçı zaman ve sabırdır" diye bakarlar dünyaya... Bu açıdan baktığınızda, toplumsal olayların karşısında gücünüzü hesapladığınız kadar, aldığınız kararlarda "Zamanlama"yı da mutlaka hesaba almanız gerekir.
Tabii bir de bütün bunları hiç düşünmeden siyaset yapanlar var.
Zamanı da, değişimi de hesaba almadan siyaset yapanların varlıkları yüzünden bugünün Türkiye'sinde "İktidara alternatif muhalefetin yokluğundan kaynaklanan kriz"den söz etmiyor muyuz?
Özellikle ana muhalefeti temsil eden CHP'den söz ediyorum.
Herhalde bir CHP milletvekilinin İstanbul'a yapılması planlanan 3'üncü hava limanı ihalesinin iptali için Danıştay'da dava açacağına dair yaptığı açıklamayı duymuşsunuzdur.

Şeffaf hava limanı
Bu iptal başvurusunun gerekçesi "Finansal, kentsel ve çevresel etkileri açısından halkı yakından ilgilendiren bu projenin, başlangıcından itibaren hiçbir sürecinin şeffaf olarak götürülmediği" şeklindeymiş.
Siyasal yaşamımız iş ve icraat yapmaya çalışan yönetimler karşısında "İstemezük" diye engellemeler koyanların ürettikleri gerekçeleri izlemekle geçmedi mi?
Boğaz'a ilk köprü yapılırken "Önce Zap Suyu'na köprü yapın" diyenleri, "İstanbul'a köprüler tuzağı kuruluyor" diye slogan atanları görmedik mi?
İhracat hamlesi yapılırken "İhracat ülkesi olursak içeride yiyecek şey bulamaz, aç kalırız" diyen iktisat profesörleri çıkmadı mı aramızdan?
Barajlara "Çevreyi bozuyorlar" diye, otoyollara da "Neden demiryolu yapmıyorlar" diye karşı çıkılmadı mı?

Ders alınmalı
Cumhurbaşkanı seçimini Anayasa Mahkemesi'ne taşıdıkları gibi özelleştirmeleri de Danıştay'a taşımadılar mı?
Bunca geçen zamana rağmen CHP'nin "Eski"yi bugüne taşımasından ve şimdi de 3'üncü hava limanının ihalesinin iptali için Danıştay'a gitmesinden alınacak sayısız ders vardır.
Bu derslerin ilkini iktidardaki AK Parti'nin alması gerekiyor.
Demek ki Türk demokrasisinin alternatif muhalefetin yokluğundan kaynaklanan krizi önümüzdeki seçimlerde de sürecek. Demek ki iktidarın değişmesini isteyen kitleler, önümüzdeki dönemde de çözümü seçim sandığında değil, sokak gösterilerinde aramak zorunda kalacaklar.
Acaba AK Parti zaman zaman muhalefet partisi rolünü de mi üstlense?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.