YAZARA MAİL GÖNDER Kral bile görevini bırakırken bizimkiler neden hâlâ iktidarda?

YAZARLAR

Masalda "Atın önüne otu, itin önüne de eti koyacaksın" denilir. Ama masal kahramanı bu sıralamayı karıştırıp atın önüne eti, itin önüne de otu koyar ya...
Bizim düşünce ve siyaset yaşamımız da bir nevi masal gibidir.
Bir okur mesajında "Belçika Kralı bile görevini bıraktı, ama bizim iktidardakiler hâlâ yer- lerinde oturuyorlar" deniliyordu.
Bu sayın okura "80 yaşındaki Belçika Kralı Albert 20 yıl süren krallığını 53 yaşındaki oğlu Philippe'e bıraktı" diye cevap vermeyi gereksiz buluyorum.
Demokrasinin beşiği sayılan İngiltere'de 61 yıldır tahtta oturan 87 yaşındaki Kraliçe Elizabeth'in neden hâlâ görevinden ayrılmadığını ve yerini 65 yaşına gelen oğlu Charles'a bırakmadığını da bir türlü anlamıyorum.

Seçim sandığı önemsiz mi?
Bir de "Seçim sandığı demokrasinin var olduğunun kanıtı değildir" diyerek bizim demokratik masal dünyamızda otlarla etleri karıştıranlar var.
Hatırlarsınız... Demir Perde varken komünist ülkelere "Halk demokrasileri" denilirdi. Halk demokrasisi demek "Tek partili rejim" demekti. Yani bu demokrasilerde seçim sandığına gidilerek iktidardaki parti değiştirilemezdi.
Kısacası seçim sandığının önemsenmediği demokrasiler de vardır.
Eğer amaçladığımız çoğulcu, özgürlükçü, hukukun üstün olduğu "Liberal demokrasi" ise, buna seçim sandığı önemsenmeyerek ulaşılamaz.
Özellikle "Hukukun üstünlüğü" herkesi, her kesimi ve devleti de ilgilendirir.

Bu da mı eleştiri?
Bazıları "Neden Başbakan Erdoğan eleştirilmiyor, neden basında oto-sansür var" diye mevcut durumdan yakınmakta. Dün Yeni Şafak'ta Salih Tuna Başbakan Erdoğan'ı eleştiren bazılarının "Kof kabadayı", "Zavallı", "Sefil" benzeri nitelemeleri kullandıklarını hatırlatmıştı.
Kısacası Başbakan Erdoğan'ın eksiği yeterince eleştirilmemesi değildir. Mesele "Eleştiri" ile "Hakaret" arasındaki farkın bilinmesi değil midir?
Ayrıca liberal demokrasi özlemini seslendirenler AK Parti'ye karşı olmak gibi AK Parti'yi desteklemenin de, çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin yansıması olduğunu unutmamalıdırlar.
AK Parti'yi ve Başbakan Erdoğan'ı hedef alan, bazıları saplantılı, bazıları da demokrasi dışı söylemleri doğru bulmak mümkün değildir.

Siz de eleştirin
Bu arada haklı bulduğunuz eleştirileri siz de seslendirebilirsiniz ve aynı anda AK Parti'yi de, Başbakan Erdoğan'ı da destekleyebilirsiniz.
Ama nihai karar seçim sandığından çıkar.
Post-modern Mao'culuğa özenip "İktidar silahların namlusunda yeşerir" söylemini "İktidar sokak eylemlerinin kargaşasında yeşerir"e çevirmek, olsa olsa yaratıcılıktan yoksun olunduğunu kanıtlar.
Bir de bazılarının kendileri dışındaki herkesin sağır, kör, zekâ ve hafıza özürlü olduğunu zannetmesi meselesi var.

Hafıza özürlü müyüz? Çok
yakın geçmişte seçilmiş siyasetçilerin medya kullanılarak nasıl yıpratılıp devrildiğini, durumdan vazife çıkartanların emirleriyle manşetler atanların durumdan nasıl servet çıkardığını, darbe projeleri hazırlayanların toplumu birbirine düşürmek için ne tür eylemleri planladığını unuttuk mu?
Başbakan Erdoğan'ı aynı oyuncuların yeni komploları karşısında yalnız bırakmak ve "Ben çok demokratım, Erdoğan'ın üslubunu beğenmiyorum" diyerek onu 28 Şubat özürlülerle birlikte ve aynı üslupla eleştirmek, insaf ölçülerine sığar mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.