YAZARA MAİL GÖNDER Mısır'ın "iç işi" dünyanın da "iç işi" değil midir?

YAZARLAR

Yaşadığımız dönemde bazı ülkelerin yöneticilerinin "Zamanın Ruhu"nu anlamamaları, o ülkeleri bekleyen en büyük tehlikelerden birinin kaynağını oluşturuyor.
"Zamanın Ruhu" sadece soyut kavramlardan oluşmuyor. Değişim kavramları etkilediği gibi, çok alışılmış kuralları da farklı zeminlere taşıyor.
Somut örneği Mısır cuntası sözcülerinin, katliamı protesto eden Türkiye'deki hükümet üyelerini "Mısır'ın iç işlerine karışmak"la suçlamalarından verebiliriz.
"Devletlerin İç işleri" (Internal Affairs of States) meselesi, büyük imparatorlukların sona erdiği ve "Ulus Devlet" döneminin başladığı 19'uncu yüzyıldan beri, bir nevi kutsanan bir uluslararası hukuk kavramıdır. Birleşmiş Milletler de, büyük ve küçük devletlerin birlikte bulunmak zorunda olmalarından kaynaklanan zorlukları, devletlerin birbirlerinin iç işlerine karışmamaları ilkesine bağlayarak aşmıştır.

Yönetimlerden beklenilenler
Ama bir de Zamanın Ruhu'nu oluşturan gerçeklerden kaynaklanan ve yazılı olmayan ilkeler var gündemde.
Ulus devletleri yönetenlerden uluslar arası camia iki şey bekler.
- Uluslar arası ilişkilerde barışı gözeten kurallara uyum...
- Ulus devleti yönetenlerin kendi halklarına karşı hukuk ve insan haklarına saygılı yaklaşmaları...
Bu gerçekler açısından olaylara yaklaştığınızda artık hiçbir devletin sınırsız egemenliği ve hiçbir ülkenin dünya karşısında "Bu benim iç işimdir" diyecek durumu kalmamıştır.
Bu bazıları yazılı olmayan ama uluslar arası vicdanda kabul edilmiş kurallara uymayan ulus devlet yönetimleri bazen başlattıkları savaşlarla, bazen de sebep oldukları iç savaşlarla tasfiye edilip, cezalandırılmışlardır.

Sayısız örnek var
Yugoslavya'nın ırkçı yönetiminin siyaseti ülkenin iç savaşa ve parçalanmasına dayanmamış mıdır günümüzde?
Saddam'ın ülkesini ne tür bir felakete sürüklediğini unuttuk mu? Ya da Afganistan'daki Taliban yönetiminin bağnazlıktan kaynaklanan hataları sonunda, bu ülke hâlâ işgal altında değil mi?
Bugün Suriye'deki facia ve 100 bin insanın ölümü ve milyonların göçmen olması bu ülkenin "İç işi" ve Beşar Esad'ın şahsi meselesi midir?
Türkiye'yi ele alırsak... Bizim önemli her iç işimiz aynı zamanda birer uluslar arası sorun değil midir? Fırat ve Dicle'nin sularını mı, Kürt Realitesi'ni mi, Boğazlarımızın savaşta ve barışta kullanım biçimini mi, Heybeliada Ruhban Okulu'nu mu, Patrikhane'nin hukuki statüsünü mü örnek verelim?

Taş kafalar
Bırakın bunları... Gezi Parkı eylemcilerine karşı polisin ölçüsüz şiddet kullanması bile, Avrupa Parlamentosu'nun gündemine girmedi mi?
Böyle bir dünyada Mısır cuntasının sözcülerinin giriştikleri katliamı "Ülkenin iç işi" olarak görmeleri ve olayları kınayan Türk hükümet sözcülerini de "İç işlerimize müdahale ediyorlar" diye suçlamaları cahillikten öteye akılsızlıktır.
21'inci yüzyılda Ortadoğu coğrafyasını Orta Çağ Avrupa'sını hatırlatan tablolara konu eden taş kafalara "Ne yaparsanız yapın, bu sizin iç işinizdir" mi demeliydik Türkiye olarak?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.