YAZARA MAİL GÖNDER Komşularımızda olup bitenlerin farklı etkileri...

YAZARLAR

Komşu ülkelerdeki toplumsal ve siyasi felaketler, çok farklı etkiliyor bizi...
Hatırlar mısınız 1980'lere dayanan günleri? Bizde Abdi İpekçi'nin öldürüldüğü 1 Şubat 1979'da İran'a da Humeyni dönmüş ve bu komşumuzda teokratik rejim başlamıştı.
Bu gelişmenin bize yansıması ise "Ya İran gibi olursak" fobisine dayalı biçimde oldu. "Demokrasiyi korursak hiçbir şey olmaz" diye düşünen pek az kişi vardı. Bir ara Ecevit herhalde bunu vurgulamak için "Halk tribünlerden sahaya inmeli" benzeri bir şeyler söyledi...
Ve 12 Eylül 1980'de generaller Şeref Tribününden sahaya inip darbe yaptılar.
Daha gerilere mesela 1920'lere dayanan Sovyet İhtilali'nin yansımaları ile dolu yıllara gidelim.

Moda yarattılar
"Kızıllar"ın iç savaşta galip gelmeleri, Rusya'dan dışarıya yoğun bir göçün başlamasına sebep olmuştu. 1920'lere gelindiğinde Sadece İstanbul'da en az 200 bin Rus göçmeni vardı.
Zor şartlar altında canlarını kurtarmak için Karadeniz limanlarından gemilere doluşup İstanbul'a gelebilen bu Rus göçmenlerin halleri iç parçalayıcıydı. Kadınlar bitlenme yüzünden saçlarını erkekler gibi çok kısa kesmişlerdi. Üstleri başları yırtık pırtıktı...
Sovyet İhtilali'nin İstanbul kadınlarına yansıması ise, kısa kesilmiş saçların ve yırtık görüntüsü verilmiş giysilerin moda olması şeklinde görüldü.
Pek kimse "Ya biz de Rusya gibi komünist olursak" endişesine kapılmadı. Zaten Kurtuluş Savaşı'nın ilk adımları atılmıştı... Osmanlı'nın yerine geçecek olan Cumhuriyet ise, sade komünizmi değil her çeşit yabancı ideolojiyi yasaklayacaktı.

Şimdi de Suriye var
Bugüne gelirsek... Yine bir komşumuzda, bu defa da Suriye'de iç savaş benzeri bir kargaşa var. Canlarını kurtarmak için yüzbinlerce Suriyeli, tıpkı 1917 sonrasındaki Rusya'dan veya 1979 sonrasındaki İran'dan olduğu gibi, çoluk çocuk Türkiye'ye sığınıyorlar. Çoğu yoksul ve perişan bu insanların...
Peki bu son olay bizi nasıl etkiliyor?
Yine pek az kişi "Demokrasi olmadığı için Suriye bu duruma düştü" demekte...
Gürültücü azınlık Suriye'den ders çıkartıp, bu coğrafyada petrolün ve otoriter rejimlerin bolluğuna karşı demokrasinin ne kadar nadir bulunan bir cevher olduğunu ve özenle korunması gerektiğini düşünecek yerde, "Sandık teferruattır" diyerek sokak eylemlerinde tatminsizliklerini gidermeye çalışıyorlar.

Çadır modası başlasaydı
Muhalefet sözcüleri ise Beşar Esad'ın cinayetlerini irdelemek yerine "Tayyip Erdoğan Suriye politikasında ne yanlış yaptı" sorusuna cevap arıyorlar. Hatta bazıları "Beşar'la ipleri kopartmamalıydık" diyebiliyorlar da...
Kısacası ne komşularımızda olup bitenleri tam anlayabildik, ne de olanlardan doğru dersler alabildik. Bu coğrafyada hoşgörünün, özgürlükçü demokrasinin, istikrarın ve "Seçim Sandığı"nın değerini bilmek yerine, eylemli kalkışmaları "Demokratik katılım" zannedenlerimizin sayıları az değil.
Ama yine de şükredelim. Suriyeli mültecilerin yaşamlarına bakıp "Çadır modası"nı başlatabilirdik de...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.