YAZARA MAİL GÖNDER Kimsenin ölümünü beklemeden siyaset edilemez mi?

YAZARLAR

Bir çocuk düşünün... Doğduğu anda ülkesinin müstakbel kralı olacağı biliniyor. Ama kral olması için de, ya Kraliçe annesinin ya da Kral babasının ölmelerini beklemek zorunda.
İngiliz tahtının 65 yaşındaki müstakbel kralı Prens Charles'ın mesleki öyküsü böyle. Annesi Kraliçe Elizabeth 87 yaşında ve sağlığı da yerinde...
Prens Charles'ın büyük anneannesi Kraliçe Victoria 63 yıl (1837-1901) tahtta kaldıktan sonra ölünce oğlu 7'inci Edward 60 yaşında Kral olmuş ve 9 yıl sonra o da ölmüştü.
Kader böyle bir şey neticede...
Bir başka çocuk düşünün. Suriye'nin Halep kentinde dünyaya gelmiş... Ailesi onu okutmuş, üzerine titremiş. Ve 17 yaşına varmadan bir keskin nişancının kurşununa hedef olup öldürülmüş.

Çocuklar katlediliyor
"Oxford Araştırma Grubu"nun raporuna göre, Suriye'de iç savaşın başladığı 2011'in Mart ayından bugüne kadar, 11 bin 429 çocuk öldürülmüş. Bunların 389'u keskin nişancıların hedefi olmuş, 764'ü idam mangaları önünde can vermiş. Sayıları 100'den fazla çocuğa da işkence edilmiş.
Sadece Halep'te öldürülen çocuk sayısı 2 bin 223'müş.
Dünyaya ve yurdunuzda olup bitenlere öfkeli saplantılarla yaklaşmak gibi bir alışkanlığınız varsa eğer, tarihinizi de coğrafyanızı da soğukkanlı değerlendirmeyi denemelisiniz.

Ayıplı sözler

Haberlerde CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar'ın bir cenazeye başsağlığı mesajı göndermeyen Başbakan Erdoğan için söylediklerini görmüşsünüzdür.
Utanarak ve üzülerek hatırlatayım bu milletvekilinin Başbakan için söylediği sözleri:
"- Haram olsun. Başbakan diyorlar ya şimdi. Gözleri kör olsun inşallah. Yani inleye inleye g......n inşallah..."
Bu sözlerin seslendirilmesine neden olan dürtüyü anlamanız mümkün mü?
Burası Manş'ın ötesindeki Britanya Adası değil. Kimse anası veya babası ölünce kral olmayacak burada... Ama burası Suriye'ye komşu bir ülke olmasına rağmen, bir iç savaşta on binlerce çocuk da öldürülmeyecek.

Bu bizim kaderimiz mi?
Burada seçimi kazanan yeni seçime kadar ülkeyi yönetecek. Burada kimse kimsenin ölümünü beklemeyecek.
Ama birileri, üstelik seçilmiş birileri öfke ve nefret kusmayı "Siyaset etmek" sanacaklar. Siyaset sözlüğüne "Gebersin" benzeri kelimeleri yerleştirmekten utanmayacaklar.
Bu da bizim kaderimiz mi?
İnsanları ve insanlığı anlamanın bazen bu kadar zor mu olması gerekiyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.