YAZARA MAİL GÖNDER Kahvaltılı sohbet toplantısından kalanlar...

YAZARLAR

Başbakan Erdoğan'ın sivil toplum örgütleri temsilcileri ve gazetecilerle yaptığı sabah saat 11'de başlayıp öğleden sonra 15'te sona eren monologlu ve diyaloglu davetinin adı "Kahvaltılı Sohbet Toplantısı"ymış.
Bu toplantıda öğrendiğimiz ve yarına ışık tutacak nitelikteki bazı bilgileri şöyle özetleyebilirim:
-Başbakan'a göre "Derin Devlet"in yerine geçen "Paralel Devlet"in 17 Aralık'taki "Yargı Darbesi girişimi", soruşturmanın gizliliği ilkesi çiğnenerek ve belirli medyaya sızdırılan çarpıtılmış haberlerle bir "Algı operasyonu" şeklinde sürdürüldü.
Bu Paralel Devlet'in Derin Devlet'ten farkı darbeci öğeler arasında "Silahlı Kuvvetler"in bulunmaması. Ama Paralel Devletin darbe girişiminde de bazı sivil toplum öğeleri, medya ve sermaye yine var... Şimdi bu oluşuma "Bağımlı yargı" da eklendi.

Meydanların dili operasyonu

Erdoğan bu algı operasyonuna karşı "Meydanların dili operasyonu" ile cevap veriyor. Türkiye'nin her yöresindeki illerde ve ilçelerde toplanan kitlelere, gerçeği anlatıyor ve anlaşıldığını hissediyor.
-Yargı darbesi girişiminin nedenleri de, darbenin güdücü güçleri de daha derinine tahlil edilmeli ve anlaşılan bu tahlil yapılıyor... Örneğin "22 defa yurt dışına çıkan savcı olur mu" diye soruyor Başbakan. Kayak tutkunu savcılardan söz ediyor. Bunun gibi "Millet adına" diyerek karar veren yargının, milli iradeyi yok sayması nasıl kabul edilebilir konusunu sorguluyor.
Başbakan sözü edilen bağımlı yargının 28 Şubat post-modern darbesi konusundaki suskunluğuna değinirken "O darbede de, şimdikindeki gibi sermaye ve medya ayağı yok muydu" hatırlatmasını yapıyor.

Artık pazarlık yok

-Cemaat veya Başbakan'ın deyişi ile "Camia" için dershanelerin ne kadar önemli parasal değer taşıdığı, bu son gelişmelerle iyice anlaşılmış. "Tepki vereceklerdi ama bu çaptaki bir tepkiyi beklemiyorduk" diyor Başbakan...
Bu arada Cemaat'ten gelen uzlaşma istemli ve "Islak imzalı" bir mektubun varlığını bizlere duyururken "Artık dershaneler konusunda da, atamalar konusunda da pazarlık yok" dediği için, Fethullah Gülen'den geldiği anlaşılan mektuba olumsuz cevap verdiğini de anlıyoruz.
Bu "Atamalar" konusundan da devlet içindeki "Cemaatçi yapılanma"nın anlaşılması gerektiğini de hissediyoruz.

İlahiyat dili konuşanlar
-Cemaat adına siyasete müdahale edenlere karşı "İlahiyat diliyle konuşanlara biz de bu dille cevap veririz" dedikten sonra, bu kesimlere "Birilerinin her söylediği tartışılmaz hikmetler olarak nasıl kabul edilebilir" diye soruyor Başbakan.
-Başbakan Erdoğan AK Parti'den kopan milletvekilleri için "Giden gitsin. Onları millet seçti, şimdi millete ihanet ediyorlar" diyor. Bakanlıktan ayrıldıktan sonra muhalif olanları da ayıplıyor.
Dünkü "Kahvaltılı Sohbet Toplantısı"nda karşımızda TBMM'de çoğunluğa sahip ve geçmiş krizleri atlatmadaki deneyimlerini bu krizi atlatmaya yönlendirmiş, önümüzdeki seçimlerde de rakiplerini geride bırakacağından emin olan ve kendine güvenen bir siyasi lider portresi vardı karşımızda.
Hedefinde "Yargı"yı değil "Bağımlı yargı"yı tasfiye etmek bulunuyor şimdi... Vesayetçi demokrasi ile mücadele sürecinin yeni bir aşaması bu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.