YAZARA MAİL GÖNDER Obama'yı Putin değil de Erdoğan mı kaygılandırıyor?

YAZARLAR

Amerika Birleşik Devletleri'nde ya Başkanlık Sözcüsü'nün ya da Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün Türkiye'deki siyasi gelişmeler hakkında, "Paralel Devlet"in çizgisini izleyen açıklamalar yapması, günlük yaşamın parçası haline geldi.
Washington ile Pennsylvania'yı özdeş kılan bu açıklamalar, genellikle Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nden gönderilen kriptolara dayalı olarak yapılır. Bu kriptoların geçmişte hangi temaslar sonunda oluşup yazıldığını da, Wikileaks sızıntısından öğrenmiştik...
Türkiye'deki gelişmelere ilişkin Beyaz Saray internet sitesinde yer alan son açıklamada da şöyle denilmekteydi: - ABD, Türk hükümetinin vatandaşlarının temel iletişim araçlarına erişimini engellemesinden derin kaygı duymaktadır.
Türk halkının ifade özgürlüklerini engelleyen bu kısıtlamaya karşıyız.

KAYGILI KONULAR
Acaba Başkan Obama ve ABD yönetimi, 30 Mart yerel seçimlerinden AK Parti'nin zafer kazanarak çıkmasından da kaygı duyuyorlar mı?
Yahut onlar da Başbakan Erdoğan'ın ve binlerce Türk'ün telefonlarının dinlenmesini, bu yasa ve ahlak dışı dinleme kayıtlarının sosyal medyada, üstelik çarpıtılarak yayınlanmasını "İfade özgürlüğü"nün yansımaları olarak mı görüyorlar? Twitter yöneticilerinin de bu çarpık yayınları devre dışı bırakmayı kabul ettiklerini bilmiyorlar mı?
Amerikan derin devletinin Türkiye'de halkın seçtiği meşru iktidarı mı, yoksa gözlerini ve kulaklarını ABD'ye dikmiş olan kayıt dışı siyaset erbabını mı muhatap gördüğü meselesi, tartışılmak durumundadır.
Acaba Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ni Taksim'deki Gezi Parkı'na taşımak, gerçekçi bir tutum mu olurdu?

KİM ONLARI ETKİLİYOR?
ABD yönetiminin sözcülerine yön veren Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nden gönderilmiş kriptoları yazanların, Türkiye'deki hangi siyasi eğilimlerin mensuplarından etkilendiğini anlamak zor değildir.
Türkiye'deki çarpık algı yönetimi mühendisleri, Türk kamuoyunu etkileyemiyorlar. "Tayyip Erdoğan olmasın da ne olursa olsun" diyerek takılmış plak gibi cızırtılar çıkartanların sesleri, seçmen katında sıfır değerinde...
Bunlar sadece kendi tatminsiz egolarını beslemekteler.
Ama bunlar Ankara ve İstanbul'daki ABD diplomatlarını etkiliyorlar. Bu nedenle, Washington yönetimi de ne Türkiye'deki tarihi "Barış Açılımı"nı, ne Türkiye'deki kalkınmayı, ne de Türk seçmeninin siyasi hakemliğini önemsiyor...
ABD topraklarında üslenmiş bir yapının Türkiye'yi karıştırmayı amaçlayan kayıt dışı siyasi girişimlerini de, görmezden geliyor Washington.

GÖREVİ DEVRETSİN
Geçmişte askeri darbelere verdiği destekle sicili zaten kirli olan bu süper güç, Türkiye'deki demokrasinin ve iç barışın sabote edilmesi karşısında da eski konumuna giriveriyor.
Sanki Suriye faciası yok gündemde... Sanki Filistin sorunu çözüme kavuştu...
Sanki Mısır'da darbe yapılmadı...
Sanki Ukrayna'daki sokak kalkışması bu ülkenin bölünmesi ile sonuçlanmadı...
Sanki Irak'ta her gün bombalar patlamıyor...
Sanki Afganistan'ı hallettiler, Kuzey Kore'nin nükleer tehdidini buharlaştırdılar...
Geride sadece Türkiye'nin her vesile ile kınanmasına yol açan kaygı verici durum kaldı.
Bari Beyaz Saray'ı da Washington DC'den, Pennsylvania'daki çiftliğe taşısınlar. Bu şekilde Putin'i hizaya getirmek görevini de Obama, Cemaat Holding'e devreder

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.