YAZARA MAİL GÖNDER İktidar çemberinin dışında kalanlar kötümser olurlar...

YAZARLAR

Dünyaya da, Türkiye'ye de hep olumsuz yönden bakmak, sürekli kötümserlik pompalamak ve eleştiriyi sadece yıkmak için kullanmak, ideolojik ya da sınıfsal saplantıların ötesinde, kişilerin doğasından veya siyasi konumlarından da kaynaklanabilir.
Mutlu ya da halinden memnun olduğunu söylemek, zaten toplumsal alışkanlıklarımız açısından ayıplı bir davranış değil midir?
Servetleri milyar dolarlarla ölçülen, yeni yatırımları başlatmış, jetlerin yatların sahibi olan iş adamlarına "Durum nasıl" diye sorduğumda "Durum hiç iyi değil, bu gidişten endişeliyim" cevabını aldığım zaman, hiç şaşırmam. Ayrıca kendimi bildim bileli Türkiye büyüyüp gelişse de, iktidar çemberinin dışında kalanlar hep "Yolun sonuna geldik" diye bakarlar Türkiye'ye... Türkiye'nin hem siyasi hem ekonomik iflasını başlatan 28 Şubat postmodern darbesinin işbirlikçileri ise "28 Şubat 1000 yıl sürecek" diyerek, hallerinden memnun olduklarını seslendirmezler miydi?

Para mutlu eder mi?

Yani iyimserlik ve mutluluk da kişiye ve kişinin konumuna bağlı durumlardır.
Örneğin akıllı girişimci kredi almak için görüştüğü banka müdürüne işlerinin nasıl iyi gittiğini, müstakbel yatırımları ile cirosunu ve karlılığını nasıl artıracağını anlatır. Aynı iş adamı aynı gün bir vergi memuru karşısında ise, nasıl zarar ettiğini, işçi maaşlarını ödeyemediğini anlatarak, yakınır.
Acaba mutluluğun ve iyimserliğin anahtarı her toplumda "Para" veya "Servet sahibi olmak" mıdır? Mesela İngiltere'de Ulusal İstatistik Bürosu'nun bir araştırmasına göre, İngilizler mutluluğun parayla yakından bağlantılı olduğuna inanıyorlarmış. Rapora göre, İngilizler daha fazla harcama yaptıklarında kendilerini daha mutlu hissediyorlarmış. Yüksek gelir grubuna mensup kişiler de, yaşam memnuniyetlerinin yüksek, endişe hallerininse düşük olduğunu söylüyorlarmış.

Paylaşmak da önemli

Birkaç yıl önce Forbes da yayınlanan bir araştırmada ise doğuştan zengin olanların mutluluğu parada değil, bu parayı paylaşmakta buldukları sonucuna varılmıştı. Yani bir Ferrari'nin direksiyonunda otururken yan koltukta kimse yoksa, bu araca sahip olmak mutluluğu garanti kılmazmış.
Bizim güncel siyasi mutsuzlarımıza ve kötümserlerimize tavsiyem, ruhsal durumlarının yansımalarını sokak eylemlerinde ve dost-modern darbe girişimlerinde aramak yerine, Türk müziğinde bulmaya çalışmalarıdır.
Mesela Kemani Serkis Suciyan'ın Nihavent şarkısını dinlemek onları tatmin edebilir.

Mutsuzlara şarkılar
"Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime/ Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime/ Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime/ Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime"
Eğer Kemani Serkis'in Nihavent şarkısı yetersiz kalırsa Tatyos Enkserciyan'ın, güftesi Ahmet Rasim'e ait olan Uşşak şarkısı da müzmin mutsuzlara ve kötümserlere yardımcı olabilir...
"Gam-zedeyim deva bulmam/ Garibim bir yuva kurmam/ Kaderimdir hep çektiğim/ İnlerim hiç reha bulmam/ Elem beni terk etmiyor/ Hiç de fasıla vermiyor/ Nihayetsiz bu takibe/ Doğrusu takat yetmiyor"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.