YAZARA MAİL GÖNDER Konsere başladıkları gibi bitirenleri bekliyoruz

YAZARLAR

Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur ya... Bazıları bunun farkında değildirler. Daha da ötesi bazı dünyalılar, sahip oldukları gücü ve zenginliği öteki dünyaya taşıyabileceklerini de sanırlar.
Çok zengin bir adam, ölüm döşeğinde oğluna iki zarf vermiş. "Bu zarflardan birincisini ben öldükten sonra, ikinci zarfı da ben gömüldükten sonra aç" demiş ve hayata gözlerini yummuş.
Oğlu hemen birinci zarfı açmış.
Zarftan çıkan kâğıtta "Beni çoraplarım ayağımdayken gömün" yazıyormuş.
Oğul müftüye gidip babasının son isteğini anlatmış...
Ama müftü "Mümkün değil, bizim inancımızda ölenlerin tek giysisi kefendir" demiş. Sonuçta adamı kefene sarıp toprağa vermişler.
Cenaze töreni ertesinde zengin adamın oğlu ikinci zarfı açmış. Zarftan çıkan kâğıtta "Gördün mü, çorabımı bile yanımda götüremedim" yazılıymış.

Hayata farklı bakmak

Hayata böyle bakmak yerine, dünyevi değerlere ve hepsi de sonunda geçici olan makamlara, koltuklara sarılıp kalmak bunu yapanları sonunda gülünç duruma düşürür. Hele kendinden sonra nöbeti devralacak yeni isimlere "Onu ben yarattım" diyerek bakmak, bunu yapanların ağırlıklarını azaltır.
1960 sonrasını hatırlayanlar bilir...
Süleyman Demirel Adalet Partisi'nin başındaydı, iktidarın sahibi ve Başbakan olmuştu. 27 Mayıs darbesi ile devrilen ve Yassıada Divanı'nda mahkûm edilen Demokrat Partililer de, başta Celal Bayar olmak üzere siyasi af beklentisi içindeydiler.
O dönemde Celal Bayar ülkenin Başbakanı olan Demirel'i hafife alır ve "Bizim su işleri müdürü" diye söz ederdi ondan. Bilemiyorum daha sonra da Süleyman Demirel, Turgut Özal'dan
"Benim Planlama Müsteşarım"
diyerek söz etti mi hiç?

Onu sen mi yarattın?

Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı görevine başlarken ve boşalan başbakanlığa yeni bir isim getirilirken, kimse kendinden sonra görevi devralacak kadrolar için "Onu ben yarattım" havaları çalmamalıdır.
Aslında bir görevin başındayken de, sonundayken de hayata, insanlara ve dünyaya aynı açıdan bakabilmek bir erdemdir.
Hep rahmetli ses sanatçısı Necmi Rıza Ahıskan'ın bana anlattıklarını hatırlıyorum.
Necmi Rıza konser için sahneye çıktığında ilk bölümde hep tutuk olur, tam konser biterken sesi açılırmış.
Bu sorununu Vasfi Rıza Zobu'ya anlatmış ve akıl danışmış... Vasfi Rıza da çözüm olarak "Konserine sondan başla" demiş.
Siyasi solistlerimiz de açılmış sesleri ile başladıkları konserlerin sonunu tutuk bitirmeseler bari...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.