YAZARA MAİL GÖNDER Kopya korsan nereye kadar?

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Şu korsan işini fazla mı hafife aldık?
Kuru kafa bayraklı gemilerin cirit attığı Karayip Denizi, filmlerin nostaljik tadı olmaktan çoktan çıkmış. Gün geçmiyor ki bir gemi, korsan saldırısına uğramasın.
Korsanlığın kavramlaştığı alanlardan biri de yazılım... Geçen yıllarda Eugene Kaspersky ile korsanların dünya ekonomilerine verdiği yılda 100 milyar $'lık zararı konuşuyorduk.
Haftasında bir araya geldiğimiz "Yazılım Hareketi" temsilcileri, bir tür korsanlık sayılan "lisanssız kullanımlardan" doğan kayıplarından yakınıyordu.
BSA Türkiye Direktörü Elçim Berkay, Anadolu'yu karış karış gezerek, korsan yazılımların işimize ve sektöre verdiği zararı anlattıklarını söylüyordu.
BİYESAM
Başkanı Namık Kural da sosyal paylaşım ağları için hazırladıkları "viral filmlerle" mizah üzerinden korsanlığa dikkat çektiklerine işaret ediyordu.
Gazetemizde yayınladığımız "Doğu'ya yılbaşı hediyesi çakma"ları okuyunca, "şu korsanlık işinin mizahi boyutu, ciddiyet kazanmaya başladı" diye düşünmüştüm.
Çakma dediğimiz, tescilli markaların taklitleri...
Bu korsan üretimle mücadele sürecinde elimizde milyonlarca ürün birikti. Toplanan bu çakmaların ne olacağı, daha da ilginç bir tartışma doğuracak gibi. Neticede "Doğu'da yırtık tişört, yamalı pantolonla dolaşan" insanlar dururken bunların üzerine gaz döküp yakmak olmaz!
Nitekim bu işin başındakiler, Doğu'ya Yılbaşı Hediyesi kararı vermişlerdi.
Bence de iyi yapmışlar fakat ortaya "mizahi görünse de" ciddi sorunlar çıktı. Öncelikle Mısır Çarşısı'ndan "çalınan" ile Yeni Cami'de "sadaka" vermek gibi bir şeydi bu.
Malı taklit edilenler, her ne kadar etiketi sökülse de kendi mallarının "bir şekilde" ekonomik değer yarattığını görünce buna nasıl tepki verecekler? Bizdeki "marka korsanları", hediye uygulaması ardından "Yakalanmazsak ciro, yakalanırsak sosyal sorumluluk projesi olur" diye düşünmeyi tercih ettiler. Ne de olsa ürettikleri çakmalar, öyle ya da böyle işe yarıyor olacaktı.
Birkaç yıl önce İtalya'da Ferrari'nin çakması ele geçirildi. Bizdeki taklitçileri "daha büyük düşünmeye" zorlamış olmalı... Merak ettiğim, çakma Ferrari'yi Doğu'da hangi fakire veriyor olacağımızdır.
Oysa kopya ve korsan yerine artık kendimize has ürünleri geliştirmeyi denesek?
Tıpkı kopya ile yola çıkıp kendi ürünlerine ulaşan Japonya gibi... Hayatımız, korsanlıkla hiç bu kadar iç içe olmuş mudur acaba!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.