YAZARA MAİL GÖNDER Gümran teyze

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Bugün siyaset yazmayacağım…
Ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Cemaat ne de Mustafa Sarıgül umurumda…
Bugün hüzünlüyüm…
Acımız var…
Hoşgörün lütfen…
Al şalum yeşil şalum, Dünyayı dolaşalum Sen yağmur ol ben bulut Maçka'da buluşalum…

*
Bu türkü beni çok ağlatır.
Ezgisi kulağıma gelince hemen burnumun direği sızlar, gözlerim ıslanır…
Çünkü bu türkü tatlı anamı, 'Fistuğum'i aklıma getirir hep…
Şimdi bizim oralar yağmurludur…
Karadeniz'de havalar hep böyledir ya...
Bir bakarsın güneş parlıyor, pırıl pırıl bir hava, Bir bakarsın ki gök gürültüsüyle başlamış rahmet!
Anam dört erkek çocuğuna bakmak için yağmur çamur demeden tarlada çalışırdı…
Bizim için sırılsıklam olurdu anacağım…

***
Annemi 2005'te, babamı da 2007'de kaybettim.
İkisi de hâlâ rüyalarıma girer.
İlle de annem...
Güzel anam, tatlı anam, Kokusuna, gülüşüne hasret kaldığım anam…
Onunla rüyalarımda da hâlâ dertleşirim.
Hele üzüldüğüm günler…
Mutlaka rüyamdadır.
Beni teselli eder, "Boş ver uşağum üzme kenduni. İş olacağına varır" der gülen gözleriyle…
Moral bulurum sözleriyle.
Hâlâ torunlarını ve çocuklarını kollar…
Anamı erken kaybettim…
Her ölüm erkendir ya neyse…

***
Analar çocuklarına ölümüne sevdalıdır. "Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar" dememişler boşuna…
Derdimizi anamız anlar.
Anamızdan başka kimse dert ortağımız olamaz.
Ana evlat ilişkisi bir başkadır, Bir başka sevdadır, Bir başka hikayedir…

***
TRT'de 'Ömür Dediğin' adlı bir program var.
Yaşlıların konuk edildiği…
Severek izlerim.
Dün gece evlat hasretiyle yanan gözü yaşlı bir anayı seyrettim.
Yüreğime bıçak saplandı.
Tek başına yaşadığını, oğlunun kendisini arayıp sormadığını ağlayarak anlattı…
Sonunda da, "Çok özledim" dedi.
Gözlerim yaşardı. "Böyle evlat olmaz olsun" dedim.
İsyan ettim.

***
Anacığımı kaybettiğim günden beri her yaşlıyı anam saydım.
Hele de 'Hatice' ismini duyunca yüreğim hep 'cız' etti.
Böyle anlarda anacığım düşer aklıma.
İçim yanar dertlenirim. 'Keşke' biraz daha onu koklayabilseydim.
Herkese anasına iyi bakmasını söylerim.
Çünkü bu filmin tekrarı yok.
Bizim gazetede anasına düşkün olmayan yok…
Mesela haber müdürüm Temel Eren, Ve görsel yönetmenimiz Melih Torunlar…

***
Melih'in anacığı Gümran teyze, bir haftadır Aşkım Tüfekçi'de yoğun bakımda yatıyordu.
Korkuyla takip ettik.
Akciğeri, kalbi, böbrekleri iflas etmişti çünkü.
Hastanenin tüm yönetimi de seferber olmuştu derman olmak için.

***
Terasta güvercinlere yem verirken dertleşirdik Melih'le…
Aklımca teselli etmeye çalışırdım onu.
O ise "Anacığım bizi alıştırıyor, biliyorum iyi olmayacak" derdi titreyen sesiyle.
Yüreğim parçalanırdı o an.
Gözlerine bakamazdım.
Gümran teyze, tıpkı Fistuğum gibi olmuştu…
Makineyle yaşıyordu.
Bir kez kalbi durmuştu.

***
Cumartesi günü Gümran ananın kalbi tekrar durdu.
Bir daha da çalışmadı.
Anam gibi o da terk etti bizi.
Melih ve kardeşlerinin iki gözü iki çeşme…
5 çocuk…
Beşi de erkek…
Gümran ana onları nasıl büyüttü…
Ne fedakâr bir anaydı…
Analarımız gibi…

***
Al şalum yeşil şalum, Dünyayı dolaşalum Sen yağmur ol ben bulut Maçka'da buluşalum…
Of anam of…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.