YAZARA MAİL GÖNDER Nerede o eski Ramazanlar?

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Eski Ramazanlara özlem hiç bitmiyor. Ama bu konuda konuşmaktan öteye de geçilmiyor. Burada en büyük görev eski gelenekleri genç nesillere aktaracak olan büyüklere düşüyor

İlk haftasını geride bıraktık Ramazan'ın. Kuru hurmalarla, güllaçlarla şenlenen iftar sofralarının geleneği bozmamacasına bu yıl da en popüler sohbeti geçmiş Ramazanlara olan özlemdi. "Ah, ah... Nerede o eski Ramazanlar?.." Mahalle fırını önünde sıcak pide uğruna girilen sıralar, iftar özel programları, maaile oturulan özenle kurulmuş sofralar ve pek tabii ki gür sesiyle gecenin ayazında tek başına ritim tutan Ramazan davulcusu... Geleneği bozmadan dedim ya, gerçekten de öyle. Ben kendimi bildim bileli bir özlemdir gidiyor maziye. Gel gör ki bununla alakalı hiçbir şey yapılmıyor. Mesela artık çocuklar top patlamasını beklemiyor camlarda, esnaf iftara göre planlamıyor çalışma saatlerini, tiyatrolar Ramazan matineleri düzenleseler de yatsı ile iftar arasında kimse çalmıyor kapılarını... Bence burada en büyük görev büyüklere yani önceki nesillere düşüyor. Zira eski gelenekler ve bilgiler ne kadar güzel aktarılırsa o kadar kolay yaşatılabiliyor.

YAZ ORUCU, KIŞ ORUCU

Her ne kadar bu yıl yaz bir türlü gelmese de ve eski alıştığımız sıcaklar haziran ayı bitmesine karşın halen yüzünü göstermemiş olsa da, iki mevsimde de Ramazan'ı deneyimlemiş biri olarak, kısa kış günlerinde tutulan oruç, bol hararetli yaz günlerine nispeten daha kolaydır. Göz açıp kapayıncaya kadar iftar olur, masadan kalkmadan hava kararır. Uzun yaz günlerinde oruç tutmak hele ki çalışanlar için çok daha zordur. Ancak kabul etmem gerekir ki, masalar daha renkli ve daha cezbedicidir! Bahçelerde, balkonlarda kurulan kalabalık iftar sofralarında, mevsimin tüm sebze meyvelerini görebilmek mümkündür. Cacık, domatesli envai çeşit salatalar, erik, şeftali, karpuz, kavun aklınıza ne gelirse! Tüm mevsim sebze ve meyveleri ile daha renkli, daha iştah çekici ve daha keyifli iftarlara vesile olur yaz Ramazan'ı. Küçüklükten beri hem iftar, hem de sahur sofralarını çok severim. Tek eksiğin kuş sütü ve kuru üzüm olduğu, kurulan bu mükellef sofralarda, kalabalıkla bozulan oruca paha biçilemez! Önce bir yudum su ve hemen ardından kuru hurma... Peşi sıra minik iftariyelikler... Ve mutlaka sıcacık bir çorba... Sonrasında ise kalabalığın büyüklüğüne göre büyük bir parça et veya tavuk. Pilav olmazsa olmazıdır masanın! Komposto veya hoşaf ile salata ve yoğurt zaten masada! Ramazan gözdesi güllaç veya çeşit çeşit ballı tatlılar çay ile servisi beklerken sindirimi kolaylaştırdığına inanılan kahve daha yemek bitmeden ocağın üstünde...

FIRINDA KUZU KOL

Bolluğun, bereketin, sağlığın ve huzurun olduğu Ramazan sofralarınıza oturan misafirlerinizle paylaşmanız için, oldukça doyurucu ve çok lezzetli bir kuzu tarifi paylaşmak istiyorum sizlerle.

MALZEMELER

1 kuzu kolu, yaklaşık 1,5 kg ağırlığında
75 ml zeytinyağı
2 adet orta boy havuç
2 adet orta boy soğan
1 sap kereviz
2 adet defne yaprağı
Yarım paket taze kekik
5 diş sarımsak
Deniz tuzu ve karabiber Nohut güveç için :
15 ml ayçiçek yağı
15 gr tereyağı
20-25 adet arpacık soğan, ayıklanmış
2 baş sarımsak, ayıklanmış
75 ml nar ekşisi
250 gr haşlanmış nohut

HAZIRLANIŞI
Kuzu kolun sığacağı büyüklükte bir tencereyi orta ateşin üzerine koyun ve yağı ekleyin. Kuzu kolu tuz ve karabiberle tatlandırın. Yağ kızdığında kabın içine yerleştirin Her iki tarafını da 3-4 dakika karamelize olana kadar pişirin ve çıkarıp bir tepsinin üzerine alın. Aynı tencereye orta boy büyüklükte doğranmış soğanları, havuçları ve kerevizi ekleyin. Orta kısık ateşteyken 8-10 dakika yağda ara sıra çevirerek pişirin. Ardından sarımsakları ve kekiği ekleyin ve kuzu kolunu tekrar üzerine yerleştirin. Üzerini geçecek kadar sıcak su ile kaplayın ve kapağını kapatıp (alüminyum folyo da olabilir) 110 derece sıcaklıktaki fırına sürün. 2-2,5 saat sonra kontrol edin ve kuzuyu 2,5-3 saat daha pişirmeye devam edin. Toplamda 6-7 saat kuzu yumuşayana, et kemikten ayrılana kadar pişecek. Et piştikten sonra kabın içinden çıkarın ve suyunu süzün. Başka bir tencerede, ayçiçek yağını kızdırıp tereyağı ekleyin. Arpacık soğanı tuz ve karabiber ile orta kısık ateşte soteleyin. Dışı renk değiştirmeye başlayıp hafifçe karamelize olurken sarımsakları ekleyin. 8-10 dakika daha orta kısık ateşte pişirin ve nar ekşisini ekleyin. Nar ekşisi soğan ve sarımsaklara güzel bir kıvam verirken süzdüğünüz kuzu suyunu ve önceden haşlanmış nohutları, soğan ve sarımsaklara ekleyerek 10-15 dakika orta harlı ateşte pişirin. Kuzuyu servis tepsisine veya tabağına alıp karışımı üzerinden dökerek sos ile etin yeniden birleşmesini sağlayın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.